Skip Navigation
Skip Left Section Navigation

BÜYÜKELÇİ'YE SORUN

Sorular ve Cavpları

 
Soru: ABD, Türkiye’de Kürt konusu ve PKK ile ilgili nasıl bir yol almayı umuyor? (Temmuz 2009)
Büyükelçi:  Sayın Başbakan’ın yakınlarda yaptığı, “Türkiye Cumhuriyeti, çoğunluğu Müslüman nüfusa sahip, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir.” şeklindeki açıklamasına katılıyoruz. Hem Başkan Obama, hem de Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye’yi ziyaretlerinde, Türkiye’nin laik demokratik yapısını övdü.  Bakan Clinton, Mart ayındaki Ankara ziyaretinde iki ülkenin, “demokrasi, laik bir anayasa, din özgürlüğüne saygı, serbest pazar inancı ve küresel sorumluluk duygusuna olan bağlılığı paylaştığını” vurguladı.  Türklerin çoğunluğunun kendisini Müslüman olarak tanımladığı gerçeğine kimse itiraz etmez.  Aynı şekilde, Amerikan halkının çoğu kendisini Hristiyan olarak tanımlamasına rağmen, ABD kendini, çoğu kimse de ABD’yi Hristiyan bir ülke olarak tanımlamaz. Ülkelerimiz farklı kültürel ve dini miraslara sahip olmakla birlikte; açık, laik ve demokratik sistem gibi ortak değerleri paylaşmaktayız.

Soru: Obama yönetimi Türkiye’yi ılımlı İslam ülkesi olarak mı görmektedir?  (Haziran 2009)
Büyükelçi:  Sayın Başbakan’ın yakınlarda yaptığı, “Türkiye Cumhuriyeti, çoğunluğu Müslüman nüfusa sahip, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir.” şeklindeki açıklamasına katılıyoruz. Hem Başkan Obama, hem de Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye’yi ziyaretlerinde, Türkiye’nin laik demokratik yapısını övdü.  Bakan Clinton, Mart ayındaki Ankara ziyaretinde iki ülkenin, “demokrasi, laik bir anayasa, din özgürlüğüne saygı, serbest pazar inancı ve küresel sorumluluk duygusuna olan bağlılığı paylaştığını” vurguladı.  Türklerin çoğunluğunun kendisini Müslüman olarak tanımladığı gerçeğine kimse itiraz etmez.  Aynı şekilde, Amerikan halkının çoğu kendisini Hristiyan olarak tanımlamasına rağmen, ABD kendini, çoğu kimse de ABD’yi Hristiyan bir ülke olarak tanımlamaz. Ülkelerimiz farklı kültürel ve dini miraslara sahip olmakla birlikte; açık, laik ve demokratik sistem gibi ortak değerleri paylaşmaktayız.

Soru: Soru: Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin, Kerkük’ün statüsüyle ilgili ABD’nin fazla birşey yapmadığı iddialarına ABD’nin yanıtı nedir? (Mayıs 2009)
Büyükelçi: ABD, Kerkük’ün statüsü dahil olmak üzere bu karmaşık ve hassas konuların çözümüne yönelik süreçleri devam ettirmek amacıyla Birleşmiş Milletler, Irak Hükümeti ve Irak’taki Bölgesel Kürt Hükümetiyle birlikte çalışma taahhüdüne bağlıdır.  ABD’nin hedefi, ihtilaflı topraklar sorununun çözümü için adil bir süreç oluşturmak ve bu sürecin hız kazanmasını teşvik amacıyla Iraklılara yardım etmektir.  İhtilaflı ülke içi sınırlar konusunun Irak’ın halen karşı karşıya olduğu en zor konulardan biri olduğunu kabul ediyoruz.  Bu konuların çözümünde ilerleme kaydedilmesi, bütün tarafların işbirliği ve şiddet barındırmayan bir ruhu içinde taviz vermesini gerektirir.  Biz bu önemli adımları değerlendirirken, bütün tarafların da siyasi gerilimi veya çatışma riskini arttıracak her türlü eylem ve söylemden kaçınması büyük önem taşımaktadır.

 
Soru: Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısının bu yıl ABD Kongresinde kabul edileceğini düşünüyor musunuz? (Mart 2009)

Büyükelçi: Bu aşamada odak noktamız, bir adım ilerleyerek, Ermenistan ve Türkiye’nin barış, güvenlik ve refah içinde ortak bir gelecek oluşturmaları ve ortak geçmişlerini kabul etmelerine yardımcı olmaktır. Ve bu alanda son zamanlardaki Türk ve Ermeni çabalarıyla cesaretlenmiş durumdayız.

Ülkelerin geçmişle ilgili açık ve dürüst bir diyalog içinde olmaları önemlidir. Aynı zamanda, bölgede karşılaşılan kilit konularda Türkiye ve Ermenistan ile yakın çalışmak istiyoruz. Türkiye, hayati öneme sahip bir bölgede  değerli bir NATO müttefiki ve Birleşik Devletler’in önemli bir dostudur. Bu soru hakkındaki Türk görüşleri bizimle birlikte Türk hükümetinin tüm kademelerinde dile getirilmiştir.


Soru: A.B.D. ve Türkiye bölgede birlikte nasıl çalışabillirler? (Şubat 2009)

Büyükelçi: Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişki, çok güçlü olan dostluk bağları, ittifak ve karşılıklı güven ile nitelendirilir.   İki ülke olarak  barış, demokrasi, özgürlük ve refah gibi bölgesel ve küresel hedefler paylaşıyoruz .  Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Ortadoğu’da barış ve istikrarın  ilerletilmesi ; Arap – İsrail ihtilafına kalıcı bir çözüm bulmaya yönelik uluslararası çabaların  desteklenmesi, birleşik bir Irak’ta demokrasi ve refahın  desteklenmesi ; İran’ın nükleer programi ile ilgili P5+1 girişimi de dahil olmak üzere diplomatik gayretlerin   desteklenmesi ; Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya ve Afganistan'da  istikrar, demokrasi ve refahın  desteklenmesi  ve bunlara katkıda bulunulması, Birleşmiş Milletler himayesinde Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı, kapsamlı ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözümün desteklenmesi  ve bu bağlamda da Kıbrıs Türklerine uygulanan tecritin sonlandırılması ; Hazar Havzası da dahil olmak üzere, hat ve kaynakların çeşitlendirilmesi ile enerji güvenliğinin güçlendirilmesi;  Atlantik ötesi ilişkilerin  güçlendirilmesi ve NATO’nun dönüşümü;  PKK ve ona bağlı örgütler de dahil olmak üzere, terörle mücadele edilmesi; kitle imha  silahlarının yaygınlaşmasının önlenmesi ; yasadışı insan, uyuşturucu ve silah ticareti ile mücadele edilmesi; dinler ve kültürler arasında anlayış, saygı ve hoşgörünün artmasının sağlanması ;  aşılması gereken uluslararası zorluklara karşı, ve ortak endişe yaratan krizlere çözüm bulmak için birlikte etkin, çoklu hareketlerin desteklenmesi gibi birçok konuda beraber çalışmayı taahhüt etmişlerdir.  Son olarak da, Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecini desteklemektedir ve bu süreç de  şu an işlemektedir. 

İstişare ve işbirliğimiz aynı zamanda pekiştirilmiş ikili ilişkileri ve bu kapsamda özellikle ekonomik ve ticari ilişkileri ve yatırımları;  savunma/askeri işbirliğini; bilim ve teknolojiyi ve kamu diplomasisi çalışmalarını ve değişim programlarını kapsamaktadır.

 
Soru: Obama yönetiminin dış politikadaki temel ilgi alanları nelerdir? (Ocak 2009)

Büyükelçi: Başkan Obama ve Başkan Yardımcısı Biden, Amerikan diplomasisini yenileyerek güçlü ittifakların desteklenmesi ve Israil-Filistin anlaşmazlığına kalıcı barış getirme arayışlarının yanı sıra Irak’taki savaşın sorumluluk bilinciyle bitirilmesi çabaları, Afganistan’da Taliban ve El Kaide’yle mücadelenin sonlandırılması, nükleer silahların güvenceye alınıp, teröristlerin nükleer malzemelere erişiminin engellenmesini de kapsayan yeni bir Amerikan liderliği döneminin başladığı sözünü vermiştir. 

Müslüman kesimlerle samimi ve saygılı bir diyalog başlatmak isteyen Başkan Obama, ilk televizyon röportajını bu hafta içinde Al-Arabiya televizyonuna vermiştir.  Başkan Obama, daha barışçıl bir Ortadoğu, bölgedeki çocuklara daha iyi eğitim olanaklarının sağlanması ve herkese daha fazla fırsat yaratılması gibi ortak hedefler üzerine çalışarak, Amerikalılar ve Müslümanların verimli ve yakın bir ilişki kurabileceğine ve bunun mutlaka başarılması gerektiğine inanmaktadır.  Amerikan idealleri ve çıkarlarıyla da özdeşleşen bu hedeflerde ilerleme sağlanması için ABD aktif olarak çaba harcamalıdır.  Başkan Obama her konuda birebir anlaşma beklentisinde değildir ve her zaman Amerikan çıkarlarının yanında olmakla birlikte, anlaşmazlık konularının da saygılı bir diyalog çerçevesinde ele alınabileceği inancındadır.  Örneğin, sorgulama tekniklerini belli kurallara bağlayan ve Guantanamo Hapishanesi’ni kapatan kararnameyi imzalayarak ve George Mitchell’ı Ortadoğu’dan sorumlu Özel Temsilci olarak görevlendirerek verdiği sözlerin arkasında durduğunu göstermiştir.  Özel Temsilci George Mitchell, bölgedeki genel durumla ilgili olarak kilit önemdeki tarafların görüşünü dinleyerek genel durum hakkında daha iyi bir anlayışa sahip olmak amacıyla Avrupa ve Ortadoğu bölgesine seyahat etmektedir.