Makaleler
Clinton: İfade Özgürlüğü ve Din Dengede Olmalı
Dinsel Hoşgörü Ulusal İstikrarı Destekler
26 Ekim 2009
By Jane Morse (America.gov)
Washington -- ABD Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton dinsel özgürlük ve ifade özgürlüğü arasında makul bir denge olması gerektiğini söyledi.
Clinton, ABD’nin 2009 yılı uluslararası dinsel özgürlük raporunun yayınlanması sebebiyle düzenlenen özel bir brifingde, “Bir kişinin kendi dinini yaşama dirayetinin diğerlerinin ifade özgürlüğü üzerinde etkisinin olmaması gerekir” dedi.
“Din hakkındaki ifadelerin korunması özellikle önemlidir çünkü farklı dine sahip insanlar dinsel konular hakkında kaçınılmaz olarak farklı görüşlere sahip olacaktır,” diyen Clinton, şöyle devam etti: “Bu farklılıklar hoşgörüyle karşılanmalıdır, ifadenin bastırılmasıyla değil.”
Hoşgörüsüzlüğe karşı en iyi panzehirin ayrımcılık ve nefret suçlarına karşı güçlü yasal koruma, hükümetin dinsel azınlık gruplarına ulaşması ve din özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün etkin bir şekilde savunulmasının toplamı olduğunu ifade eden Clinton, İslam Konferansı Teşkilatı’nın ABD’de yaygınlaştırmaya çalıştığı “dinlere karşı iftira” kavramına gönderme yaparak “Bazıları, dinsel özgürlüğü korumanın en iyi yolunun ifade ve din özgürlüklerini kısıtlayacak olan sözde iftira karşıtı uygulamalar yürürlüğe koymak olduğunu iddia ediyor. Buna kuvvetle karşı çıkıyorum” dedi.
(İslam Konferansı Teşkilatı, belirgin Müslüman nüfusuna sahip 57 devletten oluşan hükümetlerarası bir organizasyondur.)
Dışişleri Bakanı ‘ABD her zaman yalnızca kendi dinlerine bağlı olarak negatif düşünceler içinde olan basmakalıp kimselerle mücadele ederek zulüm ve ayrımcılığa karşı çıkacaktır’ dedi.
Clinton, ‘din özgürlüğü’nün ABD nin kuruluş prensibi olduğunu ama yalnızca Amerika’ya ait değil, evrensel bir değer olduğunu ve bu serbestinin bütün insanlar için Evrensel İnsan Hakları Bildirisi ve Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar sözleşmesi ile güvenceye alındığını söyledi.
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ ULUSAL GÜVENLİĞİN GELİŞMESİNİ DESTEKLER
Clinton’a gore, din özgürlüğü ulusların daha dengeli, güvenli ve refah içinde olmalarını destekler. Bu mesaj demokrasi, insan hakları ve emekten sorumlu Dışişleri Bakan yardımcısı Michael Posner tarafından verildi.
Posner raporu tanıtırken şöyle diyor: “İstikrar gerekçesiyle dini grupları ve fikirleri baskı altına alan otoriter rejimler böyle yaparak tam da bu hedeflerini ortadan kaldıracak koşulları hazırlamış oluyor. Başkalarına zarar vermeyen dinsel uygulamalara zoraki ve keyfi müdahalede bulunulması, devlete karşı olma duygularını besleyip, ayrılıkçılığa veya direnişçiliğe varabilir.” Aşırılıkla terörizm arasında bağ kuran Posner “hükümetler dinle ilgili politikalarının olumsuz nitelikte uluslararası sonuçlara yol açmadığından emin olmalıdır” vurgusu yapıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin farklı dini gruplar arasında köprü işlevi gören programlarının yaygınlaştığına işaret eden Bakan Clinton, “Bu önemli çabalar inançlı kesimlerin ortak değerlerini ve kaygılarını gözeterek oluşturulmakta ve kalıcı bir barışın tohumlarını atmayı amaçlamaktadır” dedi.
Clinton, bu rapor devletlerin ve toplumların neden olduğu ihlallere odaklanmış gibi gözükse de, özgürlük ve dinlerarası uyumu teşvik etmeye yönelik olarak ülkeler ve kuruluşlar tarafından atılan olumlu adımlara da dikkat çektiğini belirtti.
Clinton konuşmasında, Birleşmiş Milletler nezdinde İnançlararası Üçlü Forum’daki liderliği dolayısıyla Filipinler’e ve “Ortak Bir Dünya” diyaloğu ile diğer pek çok ulusal ve uluslararası girişimlerinden dolayı Ürdün’e övgülerini ifade etti.
198 ülke ve bölgenin değerlendirmesini içeren bu yılki rapor, mevcut raporlar içinde en kapsamlılardan olmuştur. Dışişleri Bakanlığı, önemli din özgürlüğü ihlali olan sekiz ülkeyi “özel öneme sahip” ülke olarak belirlenmiştir. Bu ülkeler, Burma, Çin, Eritre, İran, Kuzey Kore, Suudi Arabistan, Sudan ve Özbekistan’dır. Yirmi dokuz ülkede “kayda değer” ihlaller olmuştur. “Özel öneme sahip” yada “kayda değer” yirmi dokuz ülkenin din özgürlüğü koşullarında belirli ilerleme kaydettiği bulunmuştur.
1998 Uluslararası Din Özgürlüğü Kanunu, tüm kişilerin din özgürlüğünün desteklenmesini ABD dış politikasının temel hedefi olarak belirlemiştir. Kanun aynı zamanda, Dışişleri Bakanlığı’nın yıllık din özgürlüğü raporunu çıkarması talimatını da içerir. Tüm dünyadaki ABD büyükelçilikleri, yıllık rapor için hükümet ve din yetkilileri, gayrıresmi kuruluşlar, gazeteciler, insan hakları gözlemcileri, dini gruplar ve akademisyenler gibi çeşitli kaynaklardan elde ettikleri bilgileri birarada toplar.


