BASIN BİLDİRİLERİ
Hakan Yurdadoğan kimdir ?
Hakan Yurdadoğan Ankara'da doğdu. Liseyi Lefkoşe'de bitirdikten sonra ODTÜ Mimarlik Fakültesinde öğrenimine devam etti. 1979 yılında lisans, 1982 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1985 yılında Venedik'te sanat eğitimi aldı. Resim, fotoğrafçılık ve müzik gibi sanatın bir çok dalı ile uğraşan sanatçı 1974 yılından beri fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. New York gökdelenlerinin ve sokaklarının portresini çizen "Manhattan: Cam ve Çeliğin Büyüsü" sanatçının ilk fotoğraf sergisidir.
Sergi hakkında
Dünyada yüksek binaların bulunduğu bir çok şehir var ancak hiç biri Manhattan’ın büyüsüne sahip değildir. Gölge ve ışığın, renklerin ve coşkunun güzemli bir dansını sunmakta New York. Sanki Broadway müzikallerinden şehire yayılan tınılar kos koca bir senfoni olur Manhattan sokaklarında. Bu büyülü ve gizemli görsel senfoni her yıl milyonlarca insanı cezbediyor New York’a. Her ırk ve dinden insana rastlayabileceğiniz bu şehirde herkesi ilgilendiren bir şey var.
Ben, bir mimar ve sanatçı gözüyle baktım Manhattana. Yüksek binalar günün erken saatinden itibaren sokaklara derin gölgelerini boyar. Parlak camlı yapı cepheleri güneş ışığınla çeşitli oyunlar oynar. Yansımalar ve gölgeler bakanları hayranlığa düşüren bir renk cümbüşü ve dansı, adeta bir görsel ziyafet sunar. Ve yollardaki yayalar ve araçlar bu büyülü dansın parçası olurlar.
Çektiğim fotoğraflarda Manhattan’ın bu baş döndüren cazibesi ve büyüsünü yansıtmaya çalıştım. Metalin ve camın, gölgenin ve ışığın, renklerin ve şekillerin nasıl hep birlikte şarkı söylediğini anlatmaya çalıştım. 2000 ve 2005 yıllarında çektiğim yüzlerce fotoğraf arasından Manhattanın büyüsünü en iyi yansıtan kareleri seçmek kolay olmadı. Çünkü her fotoğrafın ve New York’un her köşesinin ayrı bir öyküsü var. Bu öykülerin hepsi güzel ancak sergi için sınırlı sayıda fotoğraf seçmek gerekiyordu. Manhattın’ın büyüsünü sözlerle anlatmak zor, fotoğrafla anlatmak biraz daha kolay. Bu sergi, Manhattan’ın büyülü anlarını fotoğraf karelerine hapsedip izleyicilere aktarmayı amaçlamaktadır.
Bu sergi çalışmasının en üzücü yanı ise Manhattan semalarının en büyük “oyuncusu” olan Dünya Ticaret Merkezi (WTC) binasının artık var olmayışı olmuştur. Manhattan’da her binanın ayrı bir öyküsü vardır. Aralarından bir tanesini çekip alsanız şehrin senfonisinde bir eksiklik olur. WTC binasının eksikliği hissediliyor ancak Manhattan’ın büyüsü ve coşkusu her zamanki gibi devam ediyor…