jump over navigation bar
Embassy Seal
AMERİKAN BÜYÜKELÇİLİĞİ(ANKARA TÜRKİYE)- Home flag graphic
Elçilik Haberleri
 
  Büyükelçi Özgeçmiş Konuşma Metinleri Büyükelçi’ye Sorun Konsolosluklar Basın Ofisi Etkinlikler İnsan Kaynakları Bize Ulaşın Tatil Günleri

BÜYÜKELÇİ ROSS WILSON

Konuşma Metinleri

Büyükelçi Ross Wilson’ın NTV ile Röportajı

30 Ocak 2006

SORU: Sayın Büyükelçi, NTV stüdyosuna hoş geldiniz.

BÜYÜKELÇİ WILSON: Çok teşekkür ederim. Burada bulunmaktan memnunum.

SORU: Sayın Büyükelçi, sorularıma Kıbrıs konusuyla başlamak istiyorum. Bildiğiniz gibi, Türkiye’nin Başbakanı geçen hafta Davos’ta BM Genel Sekreteri ile görüştü. Öncelikle, yeni Türk girişiminin olumlu sonuç verip vermeyeceği konusundaki inancınızı bilmek isterim.

BÜYÜKELÇİ WILSON: Amerika Birleşik Devletleri, Dışişleri Bakanı Gül’ün girişimini olumlu karşılamıştır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve diğer tüm tarafları bu konuda çalışmaya ve Türklerin bu girişiminden faydalanmaya davet ettik. Elbette olumlu bir sonuç alınmasını umuyoruz. Bu girişim, Türkiye’nin, bizim tarafımızdan da paylaşılan bir hedef olan müzakereleri ileriye götürmeye yönelik güçlü arzusunu ve ilgisini yansıtmaktadır.

SORU: Fakat diğer yandan, Sayın Büyükelçi, Türk eylem planının hemen ardından Kıbrıs Rum Kesimi ve Atina’dan red cevabı geldi. Şimdi, görüşmeyi reddederlerse, yeni Türk girişiminin şansı ne olabilir? Ve bunu takip eden bir soru: BM, ABD ya da AB, Yunanlıları ve Kıbrıs Rum Kesimini en azından görüşmelere başlamak için nasıl ikna edebilir?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Türkiye’nin bunun olumlu sonuçlanmasını ne şekilde temin edeceğini söylemek daha zor. Diplomaside bizler birbirimizle konuşuruz ve ilerlemek için her iki tarafın da kabul edebileceği bir yol bulmaya çalışırız. ABD’nin arzusu, Kıbrıs görüşmelerinin adadaki her iki tarafından kabul edilebilecek bir çözüme doğru ilerlediğini görmektir. Böyle bir gelişme için iyi bir potansiyelin var olduğuna inanıyoruz. Bir sonraki adımların Kıbrıslı Rumlar tarafından atılması gerektiği açıkça görülüyor. Kıbrıslı Rumların hem bu girişime daha yapıcı bir şekilde karşılık vermesi ve belki daha önemli olarak, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine artık hangi esaslar üzerinde ilerlemeye hazır olduklarını, Genel Sekreterin birkaç yıl önce getirdiği teklifte hangi konular üzerinde öncelikle değişiklik yapılmasını istediklerini belirtmeleri gerekiyor.

SORU: Sizce barış görüşmelerine başlamak için en iyi zaman hangisi? Şimdi Kıbrıs Rum Kesiminde seçimler yapılacak. Bu durumda, kısa vadede görüşmelere yeniden başlanması için bir fırsat görüyor musunuz?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Genel Sekreterin Kıbrıs’taki parlamento seçimlerinden sonra, Mayıs ya da Haziran ayında Kıbrıs’a bir temsilci göndermeyi planladığını duydum. Doğru ve uygun zaman, o tarihler olabilir.

SORU: İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw adadaydı ve Türk kesiminin Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat ile ofisinde görüştüğü için, Kıbrıs Rum kesimi Cumhurbaşkanı Sayın Papadopoulos kendisiyle görüşmeyi reddetti. Basında, Matt Bryza’nın da benzer bir durumda olduğuna dair haberler var. Şimdi, bu haberlere göre, Bryza Mehmet Ali Talat ile görüşmekte ısrar ettiği, ancak o zaman da Sayın Papadopoulos ile görüşemeyeceği için adaya seyahati birçok kez ertelenmiş. Öncelikle, bu haberler doğru mu? Eğer doğruysa, ABD’nin tepkisi nedir?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Aktardığınız haberlerin ayrıntılarını bildiğimden emin değilim. Sayın Bryza geçmişte Kıbrıs’ı ziyaret etti ve yetkililerle görüşmelerde bulundu. Bu yılın başlarında, süreci devam ettirmek ve ilerlemek için bir yol bulup bulamayacağımızı görmek için Atina’ya, Türkiye’ye ve Kıbrıs’a yapacağı bir seyahatten bahsedildi. Bu seyahatin ne zaman gerçekleşeceğini bilmiyorum. Bryza daha önce Sayın Talat ile görüştü. Kıbrıs Rum Yönetimi yetkilileriyle de görüştü.

SORU: ABD geçmişte Kıbrıs Türk tarafının izolasyonunu kırmak üzere bazı adımlar attı. Örneğin, bazı kongre üyeleri Kıbrıs Türk kesimine geldi. Yakın gelecekte Kıbrıs Türk kesiminin izolasyonunu kırmaya yönelik olarak ülkeniz tarafından atılacak yeni adımlar ya da yeni girişimler var mı?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyonun azaldığını görmek istiyoruz. Bunun önemli bir konu olduğunu düşünüyoruz. Bunun Kıbrıs sorununun geniş kapsamlı çözümünde ilerlemeye katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bildiğiniz gibi, Dışişleri Bakanı Rice Washington’daki ofisinde Sayın Talat ile görüştü. Bu, Türk toplumunun lideriyle temas kurarak süreci ileriye götürmenin yollarını tartışmayı amaçlayan ve özellikle yapılmış bir jestti. Türk basınında, bazı kongre üyelerinin yakın tarihte Kıbrıs’a bir ziyarette bulunma planlarından bahsedildiğini gördüm. Benim bu konuda bir bilgim yok. Bizimle bağlantı kurmadılar. Böyle bir ziyaret, ilerlemeye yönelik bir yol bulmak için izlediğimiz Kıbrıs Türklerine ulaşma stratejimizle uyumlu olur.

SORU: Sayın Büyükelçi, söz ziyaretlerden açılmışken, Condoleezza Rice’ın muhtemel Ankara ziyaretinden bahsetmek isterim. Bahar aylarında Türkiye'ye geleceğine dair bazı haberler var. Öncelikle, bu haberler doğru mu? Doğruysa, belirlenmiş bir tarih var mı?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Bakan Rice ile bu konuda en son 30 Kasım tarihinde Washington’da yemin ettiğim gün yüzyüze görüştüm. O zaman bana, 2006 yılı başlarında Türkiye’ye gelmeyi çok istediğini söylemişti. Bunun tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini söyleyemem. Belirlenmiş bir tarih yok. Farklı seçenekleri görüştük. Sizin de bildiğiniz gibi, kendisinin diplomatik programı İran konusuyla ilgili olarak şu sıralarda fazlasıyla yoğun. Bu hafta Afganistan’la ilgili toplantılara katılmak üzere Londra’ya gidecek. Pek çok şeyle meşgul oluyor. Eminim mümkün olan en kısa zamanda buraya da gelecektir. Bir tarih belirlemek için sabırsızlanıyorum.

SORU: Bildiğiniz gibi, Kıbrıs Türkiye’nin dış politikasındaki tek sorun değil. Bir başka sorunlu konu da Irak. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Büyükelçi Yiğit Alpogan bu yakınlarda Washington’daydı. Amerikalı yetkilerle görüştü ve sonra da ABD’nin Kuzey Irak’ta PKK’yı sadece seyretmeye devam ettiği sürece, Türk kamuoyunu gerçekten bir şeyler yaptıklarına ikna edemeyeceğini söylediği bir açıklama yaptı. Öncelikle, bu açıklamayla ilgili yorumunuzu duymak isterim.

BÜYÜKELÇİ WILSON: Sayın Alpogan’ın açıklamasını hangi bağlamda yaptığını görmedim. Bu nedenle söyledikleri üzerine doğrudan bir yorum yapamam. Ama PKK’dan, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konuyu çözmek üzere Türkiye ile birlikte neler yaptığından ve neler yapmak istediğinden bahsedebilirim. Biz uluslararası terörizmle mücadeleye büyük önem atfediyoruz. Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ve milli savunmaya yönelik en büyük tehdit olarak kabul ettiğimiz PKK terörü konusunda Türkiye ile birlikte çalışmaya ABD Hükümetinin en üst düzeyleri ve şahsen ben, büyük önem veriyoruz. Bu sorunu çözmeye yönelik kapsamlı bir strateji geliştirebilmek için birçok farklı konuda Türkiye ile birlikte çalışmaya gayret ediyoruz. Sadece bir alanda hareket etmektense, hemen olmasa bile yakın zamanda bu sorunla kapsamlı bir şekilde ilgilenilmesini ve bu sorunun Türkiye’nin gerçekten endişelenmesi gereken bir konu olmaktan çıkıp tamamen yok olmasını sağlayacak bir şekilde, birçok farklı alanda hareket etmek istiyoruz. Bu, Irak devletini kendi sınırları üzerinde kontrol sahibi, özellikle direnişçiler ve PKK gibi terörist gruplar üzerinde kontrol sahibi, birleşik, istikrarlı ve güvenli bir ülke olarak güçlendirmeye yönelik olarak Türkiye ile ve daha önemlisi, Iraklı yetkililerle birlikte yaptığımız çalışmaları da kapsıyor. PKK’nın Avrupa’daki para kaynaklarını kesmek, örgütle bağlantılı olarak Avrupa’da faaliyet gösteren grupları ortadan kaldırmak ve PKK mensuplarının Avrupa’da özgürce hareket etme kabiliyetini azaltmak için Türkiye ile birlikte çalışıyoruz. Türk yetkililerle farklı düzeylerde son derece aktif olarak devam eden ve bilgi paylaşımında kullandığımız bir programımız var. Açıkçası, anlatacak durumda olmadığım daha başka faaliyetler de var. Biz bunu çok ciddiye alıyoruz. Bu konuda etkili bir şekilde çalıştığımıza inanıyoruz. Sonuç almakta kararlıyız.

SORU: Sayın Büyükelçi, söylediklerinizi anlıyorum. Ama Türk halkı terörist örgüt PKK’ya karşı ABD’den bazı somut adımlar görmek için uzun zamandır bekliyor. Örneğin, bütün örgüte yönelik bir askeri operasyon olamayabilir ama belki Abdullah Öcalan örneğinde olduğu gibi, örgütün bazı liderleri Türkiye’ye gönderilebilir. ABD’nin gündeminde böyle planlar var mı? PKK’ya karşı askeri bir tepki olmadığı sürece bunlar Kuzey Irak’talar ve Türkiye’ye gelmeye devam ediyorlar. Türkiye’de hemen hemen her gün terörist saldırılar gerçekleşiyor. Bu bağlamda, Türk halkını samimiyetinize inandırmak için ne yapabilirsiniz?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Sorunuzun ilk kısmıyla ilgili olarak, daha önce belirttiğim gibi, örgütün cephe gruplarının dağıtılması, örgüt mensuplarının Avrupa’da özgürce hareket etmesinin zorlaştırılması ve en iyisi, işledikleri suçlardan dolayı mahkeme önüne çıkarılacakları Türkiye’ye iade edilmeleri olmak üzere bir dizi çalışma içindeyiz. Bu faaliyet ve girişimlerimizin meyve vereceğini ve insanların bunun sonuçlarını göreceğini umut ediyorum. Birçok insanın somut adımlar atılmıyormuş gibi algıladığı durumdan dolayı hayal kırıklığı içerisinde olduğunun farkındayım. Çabalarımız görülse de görülmese de, Türkiye ve ABD dahil hepimizi etkileyen uluslararası terörizmle mücadelede kararlı olduğumuz gibi, bu konuda somut sonuçlar alınması ve Türkiye’yi etkileyen PKK terörünün azaltılarak, en sonunda ortadan kaldırılması konusunda kararlıyız.

SORU: Az önce ülkenizin toprak bütünlüğü olan bir Irak oluşturmaya çalıştığını söylediniz. Ama öte yandan, Kürtlerin yakın gelecekte bağımsız bir Kürdistan kurmak gibi bir gizli gündemi olduğu yönünde farklı yerlerden gelen yorumlar var. Böyle bir girişim olması durumunda, ülkenizin tepkisi ne olurdu?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Belli Kürt liderlerin belli şeyleri yapması varsayımlarına dayanarak spekülasyonda bulunamam. Fakat ABD’nin Irak’ta bulunan bütün etnik grupları içine alan ve günümüz Irak’ını oluşturan toprak parçası üzerinde faaliyet gösteren, bizim de toprak bütünlüğünü koruduğumuz ve desteklediğimiz birleşik, demokratik ve refah içinde bir Irak’ın başarısı için kararlı olduğunu söyleyebilirim. ABD politikası budur. Yapmaya çalıştığımız şey, budur.

SORU: Sayın Büyükelçi, Kerkük Türkiye için özellikle önem taşıyan bir konu. Giderek daha fazla sayıda Kürtün Kerkük’e geldiğini duyuyoruz. Irak’ın geleceğinde Kerkük’ün yeri ne olmalı?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Irak Anayasası Kerkük’ün statüsünün Irak halkı tarafından belirleneceğine ilişkin bir takım prosedürler içerir. Biz Irak Anayasasının hükümlerini destekliyoruz. Bizce bu hükümler çok mantıklı. Bizim en temel prensibimiz, Kerkük’ün geleceğine Irak halkının karar vermesi gerektiğidir. Kerkük için geliştirilecek çözüm Kürtler, Şiiler ve Sünniler de dahil olmak üzere orada bulunan bütün etnik grupların haklarına ve sorumluluklarına saygılı bir çözüm olmalıdır.

SORU: Sayın Büyükelçi, aynı bölgeden, Ortadoğu’dan devam edelim. Suriye ve İran’la ilgili bazı sorularım olacak. Hem İran hem de Suriye cumhurbaşkanları Türkiye’ye gelmek istiyor. Özellikle İran Cumhurbaşkanı Ankara’ya gelmek istediğini açıkça belirtti. Sayın Esad’ın da buna benzer planları vardı. Eğer Ankara’ya veya Türkiye’de başka bir yere gelirlerse, Washington ile bu ülkeler arasındaki gerilimden dolayı ABD’nin tepkisi ne olur?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Tekrar ediyorum, varsayımlar hakkında konuşamam. Biz İran’ın, bölgedeki diğer ülkelerin yanı sıra Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri dahil hepimiz için tehdit oluşturan nükleer silah geliştirme faaliyetleri yüzünden kendisini uluslararası toplumdan soyutladığına inanıyoruz. Bu kabul edilemez bir şey. Biz mümkün olan en fazla sayıda ülkeyi, İranlı yetkilileri nükleer silahlardan vazgeçmeleri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile tam işbirliği yapmaları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına karşı tamamen şeffaf ve açık olmaları yönünde olabildiğince gayretle diplomatik yoldan ikna etmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin de bu yönde gayret sarf ettiğini görmek istiyoruz. Türkiye İran hakkında bir takım faydalı açıklamalar yaptı. Bunun devam ettiğini görmek istiyoruz.

SORU: Aslında bu benim takip sorumdu. İran ve Suriye ile ilgili olarak Türkiye’den neler beklediğinizi soracaktım. Genel olarak, Washington yönetiminin bu ülkelere yönelik Türk politikalarından “memnun” olduğunu söyleyebilir miyiz?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Bölgedeki sorunla ilgili olarak Türk hükümetiyle yakın işbirliği içindeyiz. Burada bulunduğum kısa süre içinde ve buraya gelmeden önce, Türk hükümetiyle İran ve Suriye üzerine birçok kez istişarelerde bulunduk. Türk medyasında haber olan, Avrupa’daki iki numaralı komutanımız General Chuck Wald da dahil olmak üzere yakın zamanda buraya gelen ziyaretçilerin çoğunun gündemindeki en önemli konu buydu. Bizim hedefimiz özelikle İran konusunda Türkiye ile uyum içinde ve eşzamanlı hareket etmek. Bu diplomatik yolun başarıya ulaşması için ve İranlıları bu korkunç programdan vazgeçmeye ikna edebilmemiz bakımından herkesin aynı trende olması, herkesin tek bir sesle, mümkün olduğunca aynı dili konuşması son derece önemlidir.

SORU: Bu belki son sorumun tekrarı olabilir ama Washington’da sorunlu olarak görülen üç ülke var – İran, Irak ve Suriye – ve bu ülkeler Türkiye’nin komşuları. Bu üç ülke hakkında ABD ve Ankara’nın işbirliğini tatmin edici buluyor musunuz?

BÜYÜKELÇİ WILSON: Söylediğim gibi, Türk yetkililerle yakın bir birliktelik içinde çalışıyoruz. İster Irak'la ve Irak'ın başarıya ulaşmasına yardım etmekle, ister Türkiye ya da bölgedeki diğer ülkelerle birlikte yapacağımız girişimlerle ilgili olsun, İran ve Suriye'yi rotalarını değiştirmeye ikna etmek için yapabileceğimiz daha farklı şeyler ya da genişletebileceğimiz işbirliği alanları her zaman mevcuttur. Görüştüğüm Türk yetkililerden aldığım açık mesaj, Türkiye’nin –Türk hükümetinin – bu sorunlar konusunda bizimle yakın çalışma ilişkisi içinde olmak istediğidir. Biz de bunu yapmaya çalışacağız.

SORU: Sayın Büyükelçi, birkaç yıl önce Süleymaniye’de çok talihsiz bir olay yaşandı. Ankara’ya geldiğinizde yaptığınız ilk açıklamalardan birinde bunun geçmişte kaldığını söylediniz. Bu hikaye hakkında bazı kitaplar yazıldı ve şimdi de bazı insanların Irak’a gidip Amerikalılardan Türklerin intikamını aldığı bir film çekildi, yakında gösterime girecek. Bu tarz kitaplar ve filmlerden rahatsızlık ya da huzursuzluk duyuyor musunuz? Bunlar, sizce Türk halkının ABD’ye tepkisinin göstergesi mi?

BÜYÜKELÇİ WILSON: “Rahatsız” ya da “huzursuz” terimlerini kullanacağımdan emin değilim. Bu, tekrar tekrar okuması hoş olmayan bir hikaye. Bir kaç hafta önce de müteakip bir olayla ilgili olarak – Süleymaniye değil – Türk askeri tarafından kapsamlı olarak soruşturulup doğru olmadığı anlaşılan bazı haberler vardı. Bunların uydurma olduğu ortaya çıkarıldı. Bu haberlerde, Türk askerinin olayı soruşturduğu ve asılsız bulduğu gerçeğinden bahsedilmemesini garip karşıladım. Son dönemde çıkan şeylerin bir kısmı ve sizin sözünü ettiğiniz film – gelecek hafta çıkacak olan “Kurtlar Vadisi,” – eğlencedir. Tarihi gerçek anlamına gelmez. Film bazı tarihi bazı olaylara dayanıyor olacaktır tabii, ama bu, filmin tam olarak neler olduğunun doğru bir yansıması olduğu anlamına gelmez.

(Röportaj, teknik bir sorun nedeniyle burada sona ermiştir.)

Başa dön ^

Sayfa Araçları:

Printer_icon.gif Yazıcıya Gönder



 

    Bu site Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Site dışına verilen bağlantıları ve bunların gizlilik haklarını kapsamaz.
    Bağlantı verilen diğer Internet sitelerinde belirtilen görüşlerin onaylandığı veya kabul edildiği şekilde yorumlanmamalıdır.


AMERİKAN BÜYÜKELÇİLİĞİ