Skip Navigation
Şimdi Buradasınız: Basın Ofisi > Konuşma metinleri > A.B.D. Dışişleri Bakanı Rodham Hillary Clinton'ın Mehmet Ali Birand ile Yaptığı Görüşme (7 Mart 2009)
Skip Left Section Navigation

RESMİ KONUŞMA METİNLERİ

A.B.D. Dışişleri Bakanı Rodham Hillary Clinton'ın Mehmet Ali Birand ile Yaptığı Görüşme

Ankara, 7 Mart 2009

SORU: Sayın Dışişleri Bakanı, vakit ayırdığınız için teşekkürler.  Zamanınızın çok kısıtlı olduğunu biliyorum, o nedenle düzensiz bir şekilde bir röportaj olacak. (Gülme sesleri)  Bir sorudan diğerine atlayacağım –bize büyük bir haber verdiniz,  Başkan Obama’nın Turkiye’ye yapacağı ziyaret haberi.  Merak ediyorum, Başkan Türkiye’ye NATO müttefiki olarak mı geliyor, yoksa müttefik – İslami bir ülke olarak İslam dünyasına buradan seslenmek için mi geliyor?  

BAKAN CLINTON: Öncelikle, Başkan Obama Türkiye’ye geleceği için çok mutluyum.  Eşim ve ben on yıl önce birlikte Türkiye’ye geldik  ve Türk halkı tarafından çok sıcak karşılandık, Başkan ve Bayan Obama’nın da aynı şekilde karşılanacağını biliyorum.

Amerika Birleşik Devletleri’ni temsil eden bir müttefik, bir ortak ve bir dost olarak geliyor, zira Türkiye de bizim için bu sıfatları taşıyor.  NATO bünyesinde müttefikiz.  Afganistan ve terörle mücadele gibi alanlarda ortağız. Ve dostuz.  Türk ve Amerikalı öğrencilerin karşılıklı ülke ziyaretlerinde çok büyük artış oldu.  Bugün öğrendiğime göre de, Facebook’u en çok kullananlar arasında ilk iki sırada Amerikalı ve Türk gençler bulunuyor. 

BAKAN CLINTON: Yani, ortak çok şeyimiz var, ve yeni yönetime başlarken Başkan’ın da bu taahhütü göstermek istediğini düşünüyorum. 

SORU: Bu mesajı İslam dünyasına İstanbul’dan mı verecek?

BAKAN CLINTON: Buna karar verilmedi.  Türkiye’ye gelerek, Türk halkına seslenecek.  Herkesin bildiği gibi Türkiye, laik anayasası ile bir demokrasi modelidir, İslam’la ikisinin birarada bulunabileceğini göstermektedir.  Bu yüzden harika bir örnektir.

SORU: İlginç.  Peki, bugün Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?  Demek istediğim önceki yönetimler “ılımlı İslam” terminolojisini kullandı.  Siz de aynı terminolojiyi mi kullanacaksınız?

BAKAN CLINTON: Hayır.  Hiçbir ülkenin dini yapısını karakterize etmeyeceğiz.  Türkiye’yle ilişkilerimizi güçlendirmek ve derinleştirmek istiyoruz.

Türkiye, pekçok şey.  Türkiye’nin pekçok açısı var.  Türkiye’de, toplum ve demokrasinin canlılığını seviyorum.  Türkiye’nin çoğunluğu Müslüman olan bir ulus olması ve birlikte ileriye giden çeşitli toplum seviyelerine sahip olmasını çok heyecan verici buluyoruz. Bunun için, Türk halkıyla bir ilişkimiz olmasını istiyoruz.

SORU: Demokrasi – laikliği vurguluyorsunuz.  Peki, Türkiye’nin İslam dünyasına, İslami değerlere kayması konusunda şüpheniz var mı?  Şüpeniz var mı ya da tepkiniz ne olur?

BAKAN CLINTON: Benim görüşüm Türkiye’nin güvenilir bir müttefik ve ortak olduğunu kanıtladığıdır ve dost olarak da düşünmek isterim.  Bence son sekiz yılın bazı kararları nedeniyle Türk halkının şu an Amerika’ya karşı biraz negatif olduğunu biliyorum.

1999’da, eşim ve benim burda olduğumuz zamanı çok iyi hatırlıyorum.  Türk halkı Amerika’ya karşı çok pozitifti.  Yine isteğimiz budur.  Çünkü ortak çok noktamız olduğunu düşünüyoruz.   Türkiye’nin önemli konularda bölgesel ve küresel bir lider rolü almasını son derece destekliyoruz.  Bunun için, Türk ve Amerikan halkları arasındaki pozitif duyguları tekrar artırmayı umut ediyoruz.  Ancak hükümetler arası ilişkimiz güçlüdür ve onun üstüne inşa edeceğiz.

SORU: Şimdi size bir soru soracağım, Başbakanla konuşmanızla ilgili.  Bu soruyu soracağım çünkü Başbakanın kendisi açıkça size soracağını söyledi.  Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı’nın İnsan Hakları Raporu’yla ilgili şikayette bulundu mu?  Çünkü bu raporda basın özgürlüğüne yönelik  tehditleri ve bazı medya gruplarına baskısından ötürü eleştirilmişti.  Daha once bununla ilgili şikayette bulundu mu?

BAKAN CLİNTON: Bana dile getirdi ve –

SORU: İnanmıyorum.

BAKAN CLİNTON: Hayır, dile getirdi ve dostlar da zaten böyle ayapar.  Bir eleştirisi olup da dile getirmezse, dürüst bir ilişki olmaz.  Asıl o zaman  endişe duyarım.  Biliyorsunuz, Başbakanı 1996’dan beri İstanbul belediye başkanıyken tanıyorum.  Ve birkaç kez New York’ta katıldığım iftar yemeklerinde gördüm.  Kendisine ve Türkiye’de gerçekleştirmeye çalıştığı işlere büyük saygı duyuyorum.  

SORU: Tepkiniz neydi?

BAKAN CLİNTON: Tepkim, bu raporu biz her yıl çıkarıyoruz ve tamamıyle anlıyorum.  Biliyorsunuz, bakın politikanın içindeydim ve kendisini eleştiren basını seven bir politikacı yoktur.  Bunu yaşadığım için anlıyorum.  Fakat genel olarak Türkiye, konuşma özgürlüğü ve din ve insan hakları özgürlüğünde muazzam bir ilerleme kaydetti ve biz bundan gurur duyuyoruz.

SORU: Bunun zorunluluk olduğunu söylüyorsunuz, bu rapor bir gösterge olduğu sürece zorunluluk, basın özgürlüğü bir zorunluluk  --

BAKAN CLINTON: Canlı bir demokrasinin parçasıdır.  Kamu hayatında olanlarımızın çoğu siz ve basından şikayet eder, bu bir birleşim --

SORU: Siz şikayetçi misiniz?

BAKAN CLINTON: Ben değil, hayır, şikayetçi değilim. (Gülme sesleri)   Ancak anlıyorum.  Şikayet etmiyorum çünkü Amerikalı bir gazeteci değilsiniz.  (Gülme sesleri)  Ancak doğal bir gerginlik olduğunu anlıyorum, fakat gerekli bir gerginlik.

SORU: Şimdi biraz Kürt sorununa gelelim.  Buradaki endişe, geri çekilen silah ve mühimmatların PKK’nın eline geçme olasılığı.  Bununla ilgili bir planınız var mı?

Ve ikinci olarak, şimdi Irak’tan çekiliyorsunuz.  Özellikle Kuzey Irak çevresinde bir güç boşluğu olacak.  Ve sizin de söylediğiniz gibi ortak düşmanımız, PKK sorunu var.  Bu sorunu çözmek için bir girişiminiz yada planınız var mı?  Terör ve Kürt sorunundan bahsediyorum.  Bir girişiminiz var mı?  Türkler ve kuzey Iraklılar, kim ne yapmalı demek istiyorum.

BAKAN CLINTON: Evet, haklısınız.  PKK’yı ortak düşmanımız olarak görüyoruz.  PKK faaliyetlerini ve Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yapılan saldırıları önlemek  üzere ordumuz Türk ordusuyla işbirliği yapmıştır ve yapmaya devam edecektir.  Çekilmeyle ilgili plan aşamasına henüz başlıyoruz.  Başkan, dikkatli çalışmanın ardından açıklamayı yapmıştır.  Yani çekileceğiz.  Nasıl yapacağız ve nasıl koruyacağız, sizin de söylediğiniz gibi boşlukla ilgili üzerinde Türkiye’yle görüşeceğimiz bir şey, ve NATO’da müttefik olan ordularımızın birlikte çalışmasını sağlayacağız.

SORU: Röportajın bittiği söyleniyor bana.

BAKAN CLINTON: Çok hızlı geçti.

SORU: Evet, hızlı geçti, harikasınız.  İki soru daha soramayacağımdan korkuyordum.  Türkiye’nin yardımcı olacağı üç konuyu söylerseniz, hangileri olur?  Pakistan? Filistin? İran? Hangisi en önemli?

BAKAN CLINTON: Üçü de.  Türkiye’nin rolünün çok önem.  Türkiye’nin şu an oynadığı liderlik rolü geçmişte oynadığıyla kısıtlı değildir.  Türkiye’nin Afganistan’da bize yardım için yaptığı --

SORU: Afganistan’da daha fazla kuvvet istiyor musunuz?

BAKAN CLINTON: Biliyorsunuz, bunu tartışacağız ve bu Türk hükümetine de bağlı.  Fakat 2003’de senatör olarak Afganistan’a ilk gittiğim zamanı hatırlıyorum, bir Türk general tarafından karşılandım.  Türk askerleri çok cesurdu, Amerikan askerleriyle birlikte Afganistan’da savaştılar ve  öldüler.  Pakistan çok hassas olduğu üzerinde mutabıkız ve orada birlikte çalışmalıyız.  Suriye-İsrail rotası için yaptıklarından ötürü Türkiye’yi alkışlıyoruz.  Son derece yararlı bir çabaydı.  Bir İsrail hükümeti oluştuğunda, hem Suriye rotası hem de Filistin rotası üzerine gitmeliyiz.  İki devletli bir çözüm içeren ABD’nin kapsamlı bir barış planına yardım için Türkiye’nin liderliğine ihityacımız var. 

Ve İran’la ilgili olarak, İranlıları bizden daha iyi tanıyorsunuz.  Bana söylendiğine göre yaklaşık 350 yıldan uzun süredir aynı sınırları paylaştınız.  Bu yüzden İran’ın tutumunu etkilemeye çalışırken sizden yardım isteyeceğiz.

SORU:  Peki ya Hamas?  Türkiye’nin Hamas’la olan çok yakın ilişkisinden memnun musunuz? 

BAKAN CLINTON: Şüphesiz Türkiye, İsrail Filistin sorununda barışçıl bir çözüm istemektedir.  Türkiye’nin üyesi olduğu Arap Ligi ve bizim üyesi olduğumuz Ortadoğu Dörtlüsü, Hamas’ın İsrail’i tanıması, şiddete son vermesi, PLO tarafından öngörülen önceki tüm anlaşmalara uyması gerektiğini söylemiştir. 

Hamas’ı İran’ın etkisinden uzaklaştıracak ve sorunun çözümünde daha barışçıl bir yaklaşıma yönlendirecek herhangi bir etki faydalı olacaktır.

SORU: Yani Türkiye’nin rolü kolaylaştırıcı mı, yoksa arabulucu mu?

BAKAN CLINTON: Kesinlikle.

SORU: Hangisi?  Kolaylaştırıcı mı, arabulucu mu?

BAKAN CLINTON: Sanırım, duruma bağlı olarak, her ikisi de.

SORU: Çok teşekkürler.  Harika.  Ve ziyaretten memnun musunuz?  Çünkü yankılar gerçekten çok çok olumlu.

BAKAN CLINTON: Tek sorunum çok kısa olması.