BÜYÜKELÇİ ROSS WILSON
Büyükelçi Ross Wilson’ın Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu’na Verdiği Mülakat
16 Haziran 2006-Ankara
Soru: Dünya piyasalarındaki dalgalanma ve bunun Türkiye ekonomisi üzerine etkileri sizce ne olabilir?
Büyükelçi Ross Wilson: Bu konuyla ilgili konuşurken, özellikle yükselmekte olan dünya piyasalarında bir süredir yaşanan küresel ekonomik sarsıntıyı belirtmek isterim. Bu sarsıntı aslında birkaç ay önce başladı. Sarsıntının etkileri ya da bazı problemlerin bir kısmı burada da görüldü. Türkiye’de meydana gelenlerin kökeni de, piyasalardaki genel değişimlerin bir parçası şeklindeydi. Son bir hafta ya da 10 günden beri ekonomide görülen durumlar, bence bu küresel eğilimlerden bazılarının buradaki yansıması şeklindeydi. ABD borsasına bakacak olursak, --elbette dünkü gelişmeleri, yani Merkez Bankası Başkanı Bernanke’nin attığı kararlı adımları bir yana bırakarak söylüyorum – Avrupa ülkelerine bakacak olursak ve Rusya’ya, Brezilya gibi diğer gelişmekte olan piyasalara bakacak olursak, birbirine çok benzeyen durumlarla karşılaşacağız.
Uluslararası İlişkilerden sorumlu Amerikan Hazine Bakanlığı Müsteşarı kısa bir süre önce İstanbul’daydı. Kendisi, Türk ekonomisinin dayandığı temel ekonomik öğelerin sağlamlığına duyulan yüksek güveni ifade etti. Türkiye’nin ekonomisine yön verenlerin, ister hükümet kanadında, isterse Merkez Bankası tarafında olsun, olayların gidişatını yorumlama ve alınacak önleri belirleme konusunda çok net bir anlayış içinde olduklarını ifade etti. Aslında pek çoğumuz, Merkez Bankasının bir hafta ya da 10 gün kadar önce faiz oranlarıyla ilgili aldığı çok güçlü karardan dolayı olumlu anlamda etkilendik. Bu karar, birkaç yıldır devam etmekte olan güçlü makro-ekonomik politikaları sürdürme ve enflasyonla mücadele konusundaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi kararlılığına ilişkin güçlü bir sinyaldir. Hükümetin –Merkez Bankasının- yaptığı sıkı çalışmaya da dikkati çekmek isterim: IMF’nin en son Türkiye ile yaptığı (20-25 Mayıs arasında) ekonomik programın devamına ilişkin anlaşma, aynı zamanda hükümetin piyasaların güvenini tazelemek ve küresel boyuttaki bu türbülansı aşabilmek amacıyla alması gereken doğru adımları içermektedir. Şimdi hükümetin bu konuyla ilgilendiğini görüyoruz.
Soru: İkinci sorum, Irak’la ilgili. Irak’ta yeni bir hükümet ve yeni bir demokrasi dönemi var. Bu yeni Irak rejimini ve Türkiye’yi de etkileyen güvenlik problemlerini çözme çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyükelçi Ross Wilson: Öncelikle bir konu üzerinde durmak isterim. Saddam Hüseyin rejimi hakkında konuşurken, “rejim” kelimesini demokratik zemini olmayan ve gerçek bir kamusal meşruiyetten yoksun bir hükümeti anlatmak için kullanmıştık. Şu anda mevcut olan, bu tarz bir rejim değildir. Çok çeşitli siyasal güçlerin mücadelesini yansıtan, ama aynı zamanda insanların bütün tehlikelere rağmen cesurca oy kullanmasında ifadesini bulan, Irak halkının iradesini yansıtan, demokratik yollardan seçilmiş bir hükümettir. Bunun önemli bir ayırıcı nitelik olduğunu düşünüyorum.
Irak son birkaç haftada önemli adımlar attı -- Savunma, İçişleri ve Ulusal Güvenlik bakanlarının belirlenip onaylanması ve sonrasında hükümetin tam olarak şekillenmesi gibi... Bunlar gerçekten çok büyük adımlar. Türkiye dahil birçokları tarafından lanetlenen kana susamış bir katil olan Zerkavi’nin öldürülmesi de Irak’ın attığı büyük adımlardan biridir. Başkan Bush, Irak’ın yeni bir sayfa açtığını ve bizim de demokratik olarak seçilmiş hükümetin çalışmalarını desteklediğimizi göstermek amacıyla Irak’a gitti.
Açıkça görülüyor ki güvenlik, Irak’ın karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birisidir. En azından Başbakan, Savunma ve İçişleri Bakanlarının yaptığı ilk açıklamalar, -- bugün sanırım New York Times gazetesinde İçişleri Bakanı’nın açıklamalarını okudum -- sorunun farkında olduklarını gösteriyor. Kararlı bir şekilde davranacaklarını taahhüt ediyorlar. Irak’ın güvenlik güçlerini ve ordusunu yeniden inşa etmede uzunca bir süre, yaklaşık son birbuçuk senedir devam eden işleri takviye edebilirler. Milis güçlerini silahsızlandırmak ve düzenli ordu ile güvenlik güçlerine entegre etmek konularında hala yapılacak şeyler var – tabii bunun, etnik ve mezhep ayrılıklarını arttırmayacak bir şekilde yapılması gerekir. Bu sorunun farkındalar. Irak Başbakanı Maliki bu milisler konusu ile ilgili çok net ifadeler kullanması umut verici bir durumdur. Bu konuda neler yapacaklarını zaman gösterecek. El Kaidenin Mezopotamya’da mağlup edilmiş olması ise atılmış bir büyük adımdır.
Burada en fazla öneme sahip konuya, yani PKK konusuna gelirsek, şunu söylemek isterim: Bu mesele Nisan ayında Dışişleri Bakanı Rice’ın Türkiye ziyareti sırasında da ele alındı. O zaman da belirtildiği gibi, PKK meselesi üzerindeki çabalarımızı ikiye katlıyor ve Türkiye-Irak-ABD üçlü mekanizmasını bu konuyu görüşmek ve üzerinde çalışmak üzere yeniden canlandırıyoruz. Dışişleri Bakanı’nın söylediği şey şuydu, yeni bir hükümet kurulur kurulmaz, ki bildiğiniz gibi yeni bakanlar kısa bir süre önce onaylandı; yani şimdi mekanizmayı çalıştırabilmek için bir fırsata sahibiz ve artık PKK konusunda Türkiye’de ve Avrupa’da yaptığımız çalışmalara ilave çalışmalar yapmak imkanına ve ayrıca kuzey Irak’taki çalışmalarımıza PKK unsurunu da ekleme imkanına kavuşacağız. Bu konu Irak yetkililerinin desteği ve işbirliği ile yürütülmeli. Sizin de belirttiğiniz gibi, artık demokratik olarak seçilmiş bir hükümet var. Bu hükümet komşuları ile iyi ilişkiler geliştirmeyi ve PKK da dahil olmak üzere pek çok güvenlik sorunu ile ilgilenmeyi taahhüt etti.
Soru: Son sorum İran konusunda olacak. İran konusunda, Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül önderliğinde yaptığı girişimden memnun kaldınız mı? Bildiğim kadarıyla Sayın Rice kendisini telefonla aradı, ama bunun dışında başka temaslar oldu mu?
Büyükelçi Ross Wilson: Türkiye, son aylarda, İran konusunda kamuoyuna açık bir şekilde konuşarak ve özel olarak da İran'a nükleer silah edinmemesinin önemi, IAEA ile çalışması, görüşmeleri yeniden başlatması ve bu konularda tamamen şeffaf olması gerektiği konularında doğru mesajları doğrudan ileterek, konuyla ilgili önemli rol oynamıştır. Geçtiğimiz birkaç ay süresince Türkiye ile çeşitli düzeyler de temaslarda bulunduk. ABD'nin IAEA nezdinde Büyükelçisi ve başka üst düzey yetkililer Türkiye'ye geldi. Dışişleri Bakanı Rice'ın Nisan ayındaki Türkiye ziyareti esnasında bu öne çıkan bir konu idi. O zamandan beri Dışişleri Bakanları Rice ve Gül birkaç kez görüştü. Ben ve diğer Amerikalı ziyaretçiler burada çeşitli yetkililerle görüştük. Bu konuda çok iyi temaslarımız oldu ve biz Türkiye'nin oynadığı önemli rol için çok müteşekkiriz.