RESMİ KONUŞMA METİNLERİ
General Ralston Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (ASAM) Verilen İftar Yemeği Sonrası Soruları Cevaplıyor
19 Ekim 2006
Soru 1: ABD’li emekli bir albayın hazırladığı haritanın Roma’daki NATO Savunma Koleji’nde gösterilmesiyle ilgili bir sorum var.
Ralston: İlk olarak ABD’nin Türkiye’deki askeri üslerinde Irak’ı bölünmüş olarak gösteren herhangi bir harita olup olmadığı sorusuyla ilgili açıklamada bulunmak istiyorum. Konuyu yakından bildiğim için Türk basınında yer alan bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek istiyorum. Her şeyden önce, Armed Forces Journal’da (Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi) yayınlanan bir harita vardı. Bunun Savunma Bakanlığı’na ait yarı resmi dergi olarak tarif edildiğini duydum. Bunun tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum. Bu özel bir dergi. Savunma Bakanlığı böyle bir şeyi asla ama asla desteklemez. Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarında olduğu gibi, fikrini açıklamak isteyen herkesin bu özel dergide yazısı yayınlanabilir. Bunlardan biri de mükemmel dünyanın sınırlarını hayallerinde kendine göre çizen emekli Albaydı. Bu yazı Armed Forces Journal’da yayınlandı. Bu nedenle resmi bir yayın olarak geçerliliği yok. Geçen hafta ABD Başkanı da dahil olmak üzere hükümet bunu kesin bir dille yalanlamıştır. ABD’nin politikası bütünlüğü sağlanmış bir Irak’ı hedeflemektedir. Bunun çok ciddi bir mesele olduğunu biliyorum. Armed Forces Journal’ın Türkiye’deki askeri üste bir kopyasının olmadığını söyleyebilir miyim? Elbette hayır. Burası özgür bir ülke. Bu tür dergileri dünyanın her yerinde bulmak mümkün. Ancak bu hiçbir şekilde ABD hükümetinin politikasını yansıtmaz, ayrıca bizim politikamız böyle bir şeyi kesinlikle kabul etmez.
Soru 2: ABD’nin yaptığı bazı hataları sizlere hatırlatmak istiyorum. Öncelikle Mahmur Kampını kapatmaları gerektiği halde kapatmadılar. Bu bölgede teröristler var. İkinci olarak, ABD PKK’nın Kandil Dağları’nda sürdürdüğü lojistik destek faaliyetlerine son vermedi. Çeşitli malzemelerin PKK’ya ulaştırılmasını engelleyecek hiçbir önlem almadı. ABD çeşitli yollarla PKK’nın önüne geçebilirdi. Ne yazık ki bugüne kadar bu yapılmadı. Bu açılıştan sonra size şunu sormak istiyorum. 30.000 kişinin ölümüne neden olan PKK yerine el Kaide olsaydı ne yapardınız? Onlar da en az el-Kaide kadar tehlikeli değil mi?
Ralston: Önce sorunuzun ilk kısmını cevaplamak istiyorum. Bana düşen görevlerden biri ABD’li vatandaşları PKK sorunu hakkında bilgilendirmek. PKK Türkiye için el-Kaide’nin ABD için oluşturduğu tehditten daha büyük bir tehdit unsuru olduğunu daha önce de dile getirdim. Bu yargıya varmak için yirmi yılı aşkın süredir ölen Türk vatandaşların sayısına bakmak yetmez. Yalnızca geçen yıl öldürülen insan sayısının yetmiş milyonluk nüfusun çok büyük bir kısmını oluşturduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Maalesef ABD’li vatandaşlar bu gerçeği henüz tam olarak idrak edebilmiş değil. Elime geçen her fırsatta bu önemli noktayı gündeme getirmeye çalışıyorum.
Geriye dönüp Mahmur Kampı ile ilgili sorularınıza değineyim. Bu konu hakkında dün Bağdat’ta da bazı açıklamalarda bulundum. General Başer’le bu konuyu görüştük. Ankara’daki toplantılarda bu konuyu gündeme getirdik. Bu konunun iki bölümü var- biri bürokratik. Türkiye, Irak ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) arasında anlaşma yapılması gerekmektedir. Ancak anlaşma henüz tamamlanmadı. Anlaşmanın sağlanması için Türk hükümetine konuların masaya yatırılması hususunda ısrar ettim. Irak’ın BMMYK’ye karşılık vermesi gerekmektedir. Ancak böyle bir karşılık henüz verilmedi. Dün Irak Cumhurbaşkanı’na bu konuyu açtım.
Daha sonrası içinse pratik adımlar olarak adlandırdığım ele alınması gereken bazı konular var. Bu arada Irak, ABD, Türkiye ve BMMYK arasında uzlaşma olduğunu düşünüyorum. İlk olarak kamp PKK militanlarından temizlenmeli. Bu askeri bir durum ve herkes bunun yapılması gerektiği konusunda hemfikir. İkinci olarak yine askeriyenin kamptan bütün silahları çıkarması gerekmektedir. Üçüncü adımsa BMMYK kampta bulunan bütün kadın, erkek ve çocukları kaydetmeli. Herkese bir kart verilmeli. Kartı olmayanların kampa girmesine izin verilmemeli. Dördüncü adımda kamptaki herkes Birleşmiş Milletler’e amaçlarının ne olduğunu açıklamalı. Ülkelerine geri dönmek mi istiyorlar? Yoksa niyetleri Irak’ta kalmak mı? Son adımı gerçekleştirmek içinse, Türkiye, Irak ve BMMYK arasında bu üç taraflı anlaşmanın sağlanması gerekmektedir. Bunlar General Başer’le sunduğumuz çözüm yolları. Şimdi yapmamız gereken bunların her birini ele almak. Doğruyu söylemek gerekirse bu kampı kapatmak için ABD, Irak ve Türk hükümetlerine ayrı ayrı görevler düşmektedir. Biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Mühimmat konusundaki kaygıları anlıyorum. Bu silahların çoğu Irak’a yıllar önce dünyanın farklı ülkelerinden geldi. Keşke böyle olmasaydı. Ancak bu durum hayatın bir gerçeği. Gerek el-Kaide’nin gerekse PKK veya dünyanın çeşitli yerlerindeki diğer örgütlerin eline silah geçmemesi için uğraşıyoruz.
Sizin de bahsettiğiniz gibi bazı ekonomik sebepler de var. ABD önümüzdeki günlerde Avrupa’ya bir ekip gönderecek. Avrupalı hükümetler PKK’ya maddi destekte bulunmamaları konusunda ikna edilmeye çalışılacak. Aradaki iletişimin kesilmesi için yapılması gereken başka şeyler de var. Bu konu üzerinde çalışmalar devam ediyor. Bunlar General Başer ve Iraklı meslektaşımız Ulusal Güvenlik Bakanı el-Waili ile uğraştığımız konulardan birkaçı. Bu konulara girdiğiniz için teşekkür ediyorum ve sizi temin ederim ki bu meselelerin hepsi ele alınmaktadır.
Soru 3: Bir siyasi partinin terörist örgütlerle bağlantı kurması karşısında ABD’nin tavrı nedir?
Ralston: Sorunun temeli şu: “ABD’de terörist bir örgütle ilişkisi olan siyasi bir parti olsaydı buna tepkimiz ne olurdu?” Bu çok kapsamlı bir soru. Sanırım hükümet terörist grupla parti arasındaki ilişkinin derecesine bakarak bir politika belirlerdi. Bu grubu destekleyip desteklemediğine bakardı. Herhangi bir destek olduğu kanısına varırsa partiye karşı yasal işlem başlatılırdı. Bu işlemin sonucunu belirlemekse bana düşmez. Yasal süreç içinde konu mahkemede ele alınıp karara varılırdı.
Soru 4: Terörist örgüt üyelerinin topluma kazandırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ralston: Sanırım soru: “Şiddet içeren eylemlerine son verirse PKK’yı topluma kazandırma yolunda herhangi bir planımız var mı?” Doğru anlamış mıyım?
Soru soran: Evet.
Ralston: Hayır. Şu noktada böyle bir planım yok. Bunun ilgilenmemiz gereken konular arasında olduğunu düşünüyorum. Sanırım bu çok kapsamlı bir meselenin bir parçası. PKK’lıları topluma nasıl kazandıracaksınız? Bunun basit bir cevabı yok. Onsekiz yaşında evini terkedip dağlarda yaşayan ancak hiçbir suç işlememiş biri için şunları söylerdim: ya kendisi teslim olur ya da yakalanıp ilgili adli yetkilere teslim edilir. Daha sonra yasal süreçte suç işleyip işlemediğine karar verilir ve çıkan sonuca uygun hareket edilirdi. Ailesine teslim edilir ya da köyüne geri gönderilirdi. Ancak terörist eylemlerde bulunarak insanları öldüren biri söz konusu olduğunda bu kez topluma kazandırma yoluna gitmeden önce yasal sürecin ardından hangi cezanın uygulamaya konacağına karar verilirdi. Arada başka aşamalar da var. Bunun çok kapsamlı bir şekilde incelenmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu gece bunun için bir çözüm yolu önerebilir miyim? Hayır, bunu yapamam.
Soru 5: Irak’a demokrasi getirme planından vazgeçildi mi?
Ralston: Sorunuzu anladığım kadarıyla: “ABD’nin Irak’ta demokratik bir toplum kurma yolundaki politikasında herhangi bir değişiklik var mı?” Bugün burada bu soruyu cevaplamak bana düşmez. Yalnızca PKK’ya karşı olan mücadelemizde yapabileceklerimiz üzerinde durmaya çalışıyorum. Çok kapsamlı bir açıdan bakıldığında ise her Amerikalı'nın demokrasi için ideal hükümet yönetim biçimi olduğunu söyleyeceğini düşünüyorum. Bazen bunu başarmak uzun zaman alabilir. Bizim bunu başarmamız da çok zaman aldı. Bugün Başkonsolosla erken saatlerde bir görüşmemiz oldu. Anayasamız ABD’nin kuruluşundan onüç yıl sonra hazırlandı. 1789’da yaptığımız anayasa tüm meselelere çözüm olamadı. Zaman zaman anayasada bazı değişiklikler yaptık. Irak konusunda da sabırlı olmalısınız çünkü kendilerine bir yol bulmaya çalışıyorlar.
Soru 6: Irak harekatı ve Haçlı Seferi zihniyeti…
Ralston: “Haçlı seferi” ile ilgili noktaya gelince şunu belirtmeliyim ki bu kelimenin ABD dışında olduğu gibi ABD içinde de farklı bir anlamı bulunmaktadır. ABD dışında gösterilen hassasiyete hürmeten bunu politikamıza dahil etmiyoruz. Sorunuzu yanlış anlamadıysam eğer Karadeniz kıyılarına kadar varıp Türkiye’yi Orta Asya’dan ayıran yeni bir ülke kurmak isteyenler olabilir. Size yalnızca ABD’nin politikasının ne olduğunu söyleyebilirim. Kesinlikle Türkiye’nin ve Irak’ın bölgesel bütünlüğüne saygı duyuyoruz ve hiçbir şekilde harita üzerindeki sınırlarını değiştirme niyetinde değiliz.
Soru 7: Türkiye’deki yaygın olan anti-Amerikan duygusu…
Ralston: Sanırım sorunuz halk arasında yaygın olan anti-Amerikancılık olarak adlandırabileceğimiz meseleyi halletmek için bir planımın var olup olmadığıydı. Görevimin PKK'yla mücadele özel temsilcisi olduğunu hatırlatmak ve yalnızca bu konuya odaklanmaya çalıştığımı belirtmek istiyorum. Türk kamuoyunda ABD’ye karşı beslenen olumsuz duyguların birçok nedeni olduğunu düşünüyorum. PKK’yla mücadelemizde başarılı olursak ABD ile Türk vatandaşları arasındaki ilişkide küçük bile olsa olumlu gelişmeler kaydedileceğini düşünüyor ve böyle olmasını umut ediyorum.
Soru 8: Terörle mücadelede üçlü mekanizma konusunda isteksiz taraflar…
Ralston: Sorunuzun sadece bir bölümüyle ilgili yorumda bulunmak istiyorum. Soruyu anladığım kadarıyla isteksiz tarafların olduğunu söylediniz ve size göre bunlardan biri de Irak. Bu konuya değinmek istedim çünkü Iraklı yetkililerle yaptığım görüşmelerde PKK’nın Irak için bir çıkar teşkil edemeyeceği ayrıca PKK’nın Türkiye kadar Irak’ın istikrarını tehdit eden terörist bir örgüt olduğu konusu üzerinde durdum. Sizi şaşırtabilir ama Iraklı yetkililerle yaptığım görüşmelerde birçok konuda benimle aynı fikirde olduklarını söyleyebilirim. PKK’nın ekonomik yaşam ve refah için büyük bir tehdit olduğunu anlamaya başladılar.
Soru 9: Irak hükümetinin işbirliğine aykırı söylemleri ve PKK’ya genel af beklentisi...
Ralston: General Başer’le öğleden sonra Türk televizyonuna vermiş olduğumuz röportajda Dışişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamayla ilgili yine benzer bir soru yöneltildi. Az önce de söylediğim gibi ne Irak Dışişleri Bakanı’nın düşüncelerini açıklamak ne de onlarla ilgili yorum yapmak bana düşer. Açıklamalarını yaparken orada değildim. Tam olarak ne söylediğini ve açıklamalarını ne bağlamda yaptığını bilmiyorum. Irak Dışişleri Bakanı ABD’nin politikasını belirleyemez. Bu nedenle ABD’nin bu sorunla ilgili ne yapıp ne yapmadığını etkileyemez. Genel afla ilgili sorunuza gelince bu meselenin Türk vatandaşları ve hükümetinin ilgilenmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu mesele üzerinde çalışmam istenmedi. Dolayısıyla çalışmıyorum.
Soru 10: PKK’ya batılı devletlerden sağlanan destek konusu...
Ralston: Sorunuzun ilk kısmıyla ilgili açıklamada bulunmak istiyorum. Yanlış anlamadıysam eğer batılı devletlerden PKK’ya maddi veya diğer türlü bir destek olup olmadığını soruyorsunuz. Bu nokta, şu an gündemimizi çok fazla meşgul eden bir mesele. Daha önce de söylediğim gibi ABD, Avrupa ülkelerine birkaç gün içinde bir ekip gönderecek ve hükümetleri terörist bir örgüte destek sağlamanın suç olması nedeniyle maddi yardımlarına son vermeleri konusunda ikna etmeye çalışacak. Profesör, aydın veya diğer kişilerin sağladıkları desteğin maddi anlamda olup olmadığını belirleyecek ölçüde hukuki bilgiye sahip değilim. Ancak PKK’ya sağlanan maddi veya diğer desteklere nasıl engel olabileceğimiz hususu üzerinde çok fazla çalışıyoruz.

