makaleler
TERÖRE KARŞI İTTİFAKIMIZ
Ross Wilson, ABD Büyükelçisi
Milliyet; 22 Nisan 2006
Türkiye’de meydana gelen son bombalamalar ve diğer terörist şiddet eylemleri PKK vahşetini ve acımasızlığını tekrar hatırlattı. Bu olaylar Türk vatandaşlarına 30 yıllık mücadelenin ardından PKK’nın henüz mağlup edilmemesinin hayal kırıklığını yeniden yaşattı. PKK’nın kuzey Irak’ın engebeli sınır bölgesindeki varlığı bu olaylar nedeniyle bir kez daha mercek altına alındı.
Türkiye’de bazılarının ifadesine göre, Amerika Birleşik Devletleri, dolaylı ya da kasıtlı bir şekilde PKK’yı korumaktadır. Hatta, meclisin 1 Mart 2003 tarihli Irak tezkeresiyle ilgili kararından dolayı “Türkiye’nin cezalandırılması” maksadıyla, PKK terörünün bizzat benim ülkem tarafından kışkırtıldığı suçlaması da bazılarınca ifade edilmiştir. Bazıları tarafından ise, Türkiye’den kopartılacak toprakla yeni bir Kürt devletinin kurulmasını güçlendirmek için PKK’yı istikrarsızlık unsuru olarak kullanmakla suçlandık. Bunların hiçbirisi doğru değildir.
Türk vatandaşlarının PKK şiddeti karşısında duyduğu öfke ve hayal kırıklığını anlıyor ve bu duygulara derin sempati besliyorum. Kendi adıma, ülkelerimizin mevcut durumdan çok daha fazlasını başaramamış olmasından dolayı ben de hayal kırıklığı içersindeyim; tıpkı diğer terörist örgütleri mağlup etme ve ortadan kaldırma konusunda yapılabileceklerin hepsini yapamamış olmanın yarattığı hayal kırıklığı gibi. Bizim açımızdan bu grupların hepsi aynıdır: Bunların hepsi temsilcisi olduklarını iddia ettikleri insanlar dahil, herkesin refahını ve hakkını hiçe sayarak güç elde etmek için cana kıyan, sakat bırakan, tahrip eden ve kışkırtan teröristlerdir. Medeni dünya olarak hayat tarzımıza yönelik bu tehditlerle mücadele etmek ve onları mağlup etmek mecburiyetindeyiz.
İşte tam da bu sebepten hareketle, Amerika’nın PKK terörünü mağlup etmek için Türkiye’ye yardımcı olmasından dolayı son derece gururluyum. Bizim Türkiye ile üç temel esasa dayanan bir PKK stratejimiz söz konusudur.
Stratejimizin ilk ayağını, demokratik yollardan seçilmiş bir ulusal birlik hükümetinin kurulması için Türkiye ile birlikte çalıştığımız Irak teşkil etmektedir. Terörizme karşı savaşta Türkiye’nin güney ortağı Saddam’ın Irak’ı değil, böyle bir Irak olacaktır. Irak’ın önünde çok büyük zorluklar mevcut ancak bu ülkenin geleceği için, ABD çıkarları için ve PKK konusu da dahil olmak üzere, Türkiye’nin çıkarları için Iraklılarla birlikte Bağdat’ta süregelen çabalarımız, Irak’ın geleceği açısından çok önemlidir. Başkan Bush, bu çabaların başarısızlığa uğramaması konusunda son derece kararlıdır.
Stratejimizin ikinci ayağı, Avrupa’dadır. PKK’nın Türkiye ve bölgedeki faaliyetleri, uyuşturucu ve insan ticareti ve diğer yasadışı etkinliklerden elde edilen paralarla desteklenmektedir. Geçtiğimiz yıl Sonbahar aylarında, yasaların uygulanmasında işbirliği araçlarını daha iyi kullanarak bu faaliyetleri durdurmak, PKK’nın Avrupa’daki cephe örgütlerini kapatmak ve buradaki PKK teröristlerini yakalamak ve para akışını durdurmak için Türkiye ile birlikte çalışmalara başladık. Belli bir ilerleme kaydettiğimizi söyleyebilirim. Ancak daha fazla şey yapılması gerekmektedir.
Stratejimizin üçüncü ayağı, Türkiye odaklıdır. Türkiye uzun yıllar boyunca ABD anti-terörizm eğitimi ve yardımlarından dünyada en fazla faydalanan ülkeler arasında olmuştur. Türk yetkililerinin PKK başta olmak üzere terrorist tehditleri teşhis edip bunları göğüsleyerek tasfiye etmesine daha fazla yardımcı olmak amacıyla aktif olarak bilgi değişiminde bulunuyoruz. Anlaşılabilir sebepler yüzünden bunları ve diğer birtakım çabaları, kamuoyu ile paylaşamıyoruz. Sahada olumlu etkileri olduğuna inandığım bu çalışmalar devam edecektir.
Bugün Türkiye’nin PKK’ya ve diğer uluslararası terörizm unsurlarına karşı savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nden daha sağlam ve güçlü bir ortağı yoktur. Türkiye’nin terörizme karşı küresel savaşta uluslararası çabalara katkı ve yardımlarını son derece takdir ediyoruz. Bu ortaklık, elli yılı aşkın bir süredir Kuzey Atlantik Anlaşması ve diğer ikili anlaşmalar çerçevesinde karşılıklı güvenlik yükümlülüklerini – bir diğerini koruma yükümlülüklerini – yerine getirmeye dayanan bir ittifakın mantıksal sonucudur. Bu yükümlülükler tam olarak ABD ve Türkiye’nin PKK’yı mağlup etmek için neden birlikte hareket ettiğini ve edeceğini, neden bu yönde daha etkin yollar aramaya devam edeceğini ve hepimizi tehdit eden küresel terörizme karşı daha genel savaşta birlikte mücadele edip bu savaşı da kazanacağını ifade etmektedir.


