Skip Navigation
Skip Left Section Navigation

MAKALELER

Lübnan'da Kalıcı Barışa Giden Yol

(ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice trafından kaleme alınan bu makale, 16 Ağustos 2006 tarihli Washington Post gazetesinde yayımlanmıştır.)

Amerika Birleşik Devletleri, geçen bir ay boyunca, Hizbullah ve destekçilerinin Lübnan ve İsrail halklarına uyguladığı şiddeti sona erdirmek için yoğun çalışma içine girmiştir. Biz, aynı zamanda ısrarla, gerçekten etkili bir ateşkes kararının bu savaşa yol açan statükonun kesin bir şekilde değiştirilmesine bağlı olduğu üzerinde durduk. Geçtiğimiz Cuma günü, Birleşmiş Milletlerin 1701 sayılı kararının tam ittifakla kabulü ile bu amaca ulaşma yolunda önemli bir adım attık. Şimdi, zor ve kritik bir iş olan bu kararın uygulanması başlamıştır.

Vardığımız anlaşmanın üç elzem unsuru mevcuttur:

Birincisi, bütün saldırganlıkları sona erdirmiştir. Kaçırılan İsrail askerlerinin koşulsuz iadesi konusunda da ısrar ettik. Hizbullah İsrail'e yönelik saldırılarını acil olarak sona erdirmeli, İsrail ise her bağımsız devletin kendini savunma hakkını muhafaza etmek kaydıyla Lübnan'a karşı gerçekleştirdiği askeri operasyonları durdurmalıdır. Bu anlaşma, İsrail ve Lübnan hükümetleri şartlarda anlaştıktan sonra Pazartesi gününden itibaren yürürlüğe girmiştir.

İkinci olarak bu karar Lübnan'ın demokratik hükümetine, egemen otorite alanını genişletmede yardımcı olacaktır. Uluslararası toplum, Lübnan hükümetinin onayı olmadan ülkeye girecek bütün silahlara ambargo uygulayacaktır. Bu arada, Lübnan'da konuşlanmış olan Birleşmiş Milletler gücü UNIFIL'i güçlendiriyoruz. Yeni UNIFIL'in güçlü yetkileri, daha iyi donanımı ve 15.000 kadar askeri olacaktır ki bu halihazırdaki gücün yedi kat arttırılması demektir. Bu yeni uluslararası güçle birlikte Lübnan Silahlı Kuvvetleri, Lübnan halkını korumak ve Hizbullah gibi silahlı grupların bölgenin dengesini bozmasını engellemek için ülkenin güneyine konuşlanacaktır. Bu konuşlanma esnasında İsrail "Mavi Hat" gerisine çekilecek ve kalıcı ateşkes kararı uygulanacaktır.

Son olarak, bu karar kalıcı barışı sağlamak için gerekli siyasi ilkeleri açıkça belirlemektedir: egemen Lübnan hükümetinden başka otoriteye, silahlara ve yabancı güçlere Lübnan'da yer yoktur. Bu ilkeler, uluslararası camia tarafından onlarca yıldır tekrar ve tekrar tasvip edilmiş ama hiçbir zaman bütünüyle uygulanmamış kararları yansıtmaktadır. Şimdi ilk defa uluslararası toplum, Lübnan topraklarında faaliyet gösteren bütün milislerin silahsızlanması konusu dahil bütün bu ilkeleri gerçekleştirmekte Lübnan hükümetine yardım amacıyla pratik bir siyasi çerçeveden yana bütün ağırlığını koymuştur.

1701 sayılı kararın uygulanması sadece Lübnan ve İsrail'e yarar getirmekle kalmayıp aynı zamanda önemli bölgesel dokundurmalar da taşımaktadır.

Basit olarak ifade edersek: Bu, itidal sahibi ve demokrasiye bağlı olan herkes için bir zafer, bu ilkeleri şiddet yoluyla ihlal etmek isteyenler, özellikle Suriye ve İran hükümetleri için ise yenilgi olmuştur.

Bütün dünya geçtiğimiz ayı barış için çalışmakla geçirirken Suriye ve İran rejimleri Hizbullah’ın başlattığı savaşı uzatmak ve şiddetlendirmek istediler. En son 10 yıl önce benzeri bir durumda ABD, İsrail ile Suriye arasında ateşkes sağlanmasını temin etmişti. Diplomasi oyunu Lübnanlıların üzerinde başkaları tarafından oynanıyordu. Bugün Suriye’nin Lübnan’ı işgal durumu sona erdi ve artık uluslararası toplum, kalıcı barış için gerekli şartları -- tam bağımsızlık, tam egemenlik, etkili bir demokrasi ve yeniden biraraya gelerek silahlanmak yolunda daha az fırsata sahip, zayıflamış bir Hizbullah -- oluşturmakta Lübnan hükümetine yardım ediyor . Bütün bunların uygulanmaya başlaması, Hizbullah açısından stratejik bir gerilemeye işaret edecektir.

Geçen hafta vardığımız anlaşma iyi bir ilk adım olsa da bir ilk adımdır. Kalıcı ateşkes sağlayacağını ümit etsek de hiç kimse şiddet eylemlerinin aniden durmasını beklememelidir. Bütün taraflar, bu kolay kırılabilir ateşkesi sağlamlaştırmak için çalışmalıdır. Yürüttüğümüz diplomasi, savaşın sona ermesine yardımcı olmuştur. Şimdi önümüzde barışı sağlama almak için yapmamız gereken uzun ve zor çalışmalar var.

İleriye baktığımızda en zorlu işin yerlerinden edilmiş yüzbinlerce Lübnanlının evlerine dönmesine ve hayatlarını yeni baştan kurmasına yardım etmek olduğunu görüyoruz. Bu yeniden yapılandırma çabasında Lübnan hükümeti öncülük edecek olsa da bütün dünyanın cömert katkılarına ihtiyaç duyulacaktır.

ABD, Lübnan halkını rahatlatma girişimlerine yardımcı olmaktadır ve ülkelerini yeniden kurma esnasında Lübnanlılara tam desteğini esirgemeyecektir. İlk olarak Lübnan’a acil insani yardım miktarını 50 milyon dolara çıkardık. Barışın kazanımlarını muhafaza etmek istiyorsak Lübnan halkı bu çatışmadan daha fazla imkana sahip ve daha müreffeh olarak çıkmalıdır.

Hizbullah’ın hala zafer kazandığı iddiasında olduğunu duyuyoruz. Fakat Lübnan’da ve diğer bölge ülkelerindeki insanlar kendilerine Hizbullah’ın aşırılığının neyi başardığını sormaktalar: evlerinden edilmiş yüzbinlerce insan. Tahrip edilmiş evler ve altyapı. Yüzlerce masum insanın ölümü. Dünyanın, bu savaşa yol açanları suçlaması.

Lübnan, İsrail ve Ortadoğu’daki masum insanlar aşırı uçların elinde yeteri kadar uzun bir süre acı çekti. Eski şiddet kalıplarını alt ederek adil, kalıcı ve geniş kapsamlı bir barış tesis etmenin zamanıdır. Hedefimiz budur ve artık bu hedefe ulaşmak için gerekli adımları attık. Politikamızın iddialı olduğu doğrudur, gerçekleştirilmesi de zordur. Ama doğru bir politikadır. Gerçekçidir. Ve sonuçta, daha umut dolu bir geleceğe açılan tek etkili yol budur.