jump over navigation bar
Embassy Seal
AMERİKAN BÜYÜKELÇİLİĞİ(ANKARA TÜRKİYE)- Home flag graphic
Elçilik Haberleri
 
  Büyükelçi Özgeçmiş Konuşma Metinleri Büyükelçi’ye Sorun Baş Müsteşar Konsolosluklar Basın Ofisi Etkinlikler İnsan Kaynakları Bize Ulaşın Tatil Günleri

BÜYÜKELÇİ'YE SORUN

Arşiv

Sorular

 
 * Soru: Türkiye’de bizler A.B.D. gibi bir müttefiğe sahip olduğumuz için şanslıyız. Ancak iki müttefik olarak, İran ve Suriye gibi insan hakları ihlalcisi kötü ülkelerin sempatizanlarıyla nasıl uğraşıyoruz? (Nisan 2008)
 * Cevap:

 * Büyükelçi: Her hükümet, toplumun kabul etmediği tipteki rejimlerle iştigal etme ya da onları soyutlama kararı verirken, başarılı olma olasılığının yanı sıra kendi toplumunun stratejik gereksinimlerini de gözönünde bulundurmak zorundadır. Seçilen yöntemin etkin olmaması halinde bu iştigal karşı tarafın amaçlarına hizmet etmeye dönüşebilir. Bununla beraber mali ve diplomatik baskıdan etkilenmeyecek bir ülke de yoktur. Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns, Amerika'nın İran politikasıyla ilgili olarak Kongre'de yaptığı bir konuşmada "etkili herhangi bir diplomatik strateji, hasmınıza karşı diplomatik çabalar gösteriyor gibi görünürken aynı zamanda onu kapı dışında tutmaktır" demişti. A.B.D’nin bu konudaki tutumunu daha iyi anlamak için sözkonusu konuşmanın tamamını http://www.state.gov/p/us/rm/2007/81470.htm adresinden okumanızı tavsiye ederim.

 

* Soru:  A.B.D. Türkiye’den Afganistan’a daha fazla askeri birlik göndermesini istedi mi? A.B.D. Türkiye’den Afganistan’a daha fazla askeri birlik göndermesini istemeyi planlıyor mu? (Nisan 2008)

 * Cevap:

 * Büyükelçi: Afganistan’daki Türk birlikleri NATO’nun ISAF kuvvetlerinin bir parçasıdır. NATO bölgedeki birlikler ve yeterlilikte açık tespit etmiş (ör. helikopterler) ve müttefiklerden bu açıkları belirlemek için daha fazlasını istemiştir. Türkiye’nin hem ISAF ile askeri, hem de insani ve yapılandırma yönünden Afganistan’daki liderlik rolünü takdirle karşılıyoruz. NATO Afganistan’da başarılı olmalıdır ve bu başarıyı temin etmek için tüm müttefiklerinden en fazlasını yapmalarını istemektedir.

 

*Soru:  A.B.D'nin Türkiye’deki başörtüsü konusuna bakışı nasıldır? (Mart 2008)

  *Cevap:

  *Büyükelçi: Başörtüsü konusu Türkiye’nin iç meselesidir. Biz, başörtüsü takmak ya da herhangi bir dini kıyafet giymek de dahil olmak üzere herhangi özel bir ifade tarzını desteklemiyoruz. Başörtüsü takmak ya da takmamak kadınların kendilerinin vereceği bir karardır.

 

 *Soru: A.B.D. başkanlık adayları neden Ermeni Soykırım Tasarısı’nı destekleyen sözler veriyorlar?  Bu tip sözler verirken A.B.D.-Türkiye ikili ilişkilerini dikkate alıyorlar mı? (Mart 2008)

 *Cevap:
  *Büyükelçi: Başkanlık adayları kendileri adına konuşurlar.  Başkan Bush, kendinden önceki diğer A.B.D. başkanları gibi bu tasarıya karşıdır.  Yönetim, Ermeniler tarafından sürdürülmüş olan büyük trajediyi tanımakta ve 1915 olaylarının büyük önemini indirgemeye veya reddetmeye çalışmamaktadır.  Bu olaylarla ilgili kararlılıklar, A.B.D. Kongresi’nde politik tartışmalara değil tarihi araştırmalara konu olmalıdır.
 
 *Soru: Sayın Büyükelçi, Amerikanın Türkiye’deki Kürtlere karşı politikası nedir? PKK’ya karşı Türkiye ile ABD arasında şekillenen yeni askeri çaba ABD’nin Kürtlere karşı politikasını değiştirmesi anlamına gelir mi? (Aralık 2007)
  *Cevap:
  *Büyükelçi: ABD, Türkiye ve Türk halkını dost ve müttefik olarak görmektedir. Bu ülkenin bütün insanlarına fırsatlar sunan ve 84 yıllık geçmişe dayanan modern varoluş süreci içinde kaydettiği büyük siyasal ve ekonomik gelişimi bize umut vermektedir.

Başkan Bush 5 Kasım tarihinde PKK’nın ABD, Irak ve Türkiye’nin düşmanı olduğunu ifade etti. Biz, Irak’taki o malum acımasız, terörist düşmana karşı Türk müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte çalışmaya odaklanmış durumdayız. Ancak, çeşitlilikler ülkesi Türkiye’de düşmanın etnik Kürtler veya başka bir etnik grup değil PKK olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Türkiye ve Türk vatandaşlarıyla birlikte bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve özgürlük için çalışmayı ümit ediyoruz.

 
  *Soru: Kızımın Amerika’da tıbbi tedavi görmesi gerekiyor. Neden kızıma insani gerekçeler zeminine dayalı vize verilmiyor? (Ekim 2007)
 *Cevap:
  *Büyükelçi: Amerika’daki hastane ve klinikler modern tıbbi hizmetlerimiz nedeniyle dünyanın dört bir yanındaki hastaları cezbetmektedir. Ankara ve İstanbul konsolosluk birimlerimiz her yıl Amerika’da tıbbi tedavi görmek isteyen yüzlerce kişiye göçmen olmayan vize vermektedir. Tıbbi tedavi talep eden yolcular diğer ziyaretçiler gibi göçmen olmayan vize almaya hak kazanmalıdır. Bunun için, konsolosluk görevlisinin tedavinin sonunda Amerika’dan ayrılınacağına dair ikna edilmesi gerekir. Yolcunun Türkiye’de bağı olduğuna dair sosyal ve ekonomik kanıtlara ek olarak, konsolosluk personeli Amerika’da bir tıp doktorundan alınmış randevu, tedavinin yaklaşık değerinin tahmini ve ailenin tedavi masraflarını ödemek için yeterli mali durumu olduğunu gösteren evrakları kanıt olarak ister.
 
 *Soru: Sayın Büyükelçi, ülkenizin neden Kyoto Portokolünü imzalamadığını öğrenebilir miyim? Bir anne ve ev kadını olarak bu konudaki yanıtınızı merak ediyorum, beni konuyla ilgili olarak aydınlatırsanız çok memnun olacağım. (Ekim 2007)
 *Cevap:

 *Büyükelçi: Ben de bir baba olarak çevreyle ilgili kaygılarınızı paylaşıyorum. Dışişleri Bakanımız Rice'ın da söylediği gibi, iklim değişikliği kuşaktan kuşağa aktarılan ve küresel boyut taşıyan bir sorundur. Amerika Birleşik Devletleri olarak bu sorunu fazlasıyla ciddiye almaktayız.

Amerika Birleşik Devletleri, gelişmekte olan ülkeleri kapsamadığı ve Amerikan ekonomisine, kendi hedeflerini gerçekleştiremeden zarar vereceği gerekçesiyle Kyoto'ya imza atmadı. Biz uluslararası iklimle ilgili eylemlerin gerçek ve sürdürülebilir bir küresel yaklaşım haline gelmesinin, ancak farklı bölgesel ve ulusal şartların dikkate alınması, bunun yanısıra ekonomik ve diğer sürdürülebilir gelişim hedeflerinin gözetilmesi suretiyle sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak Başkan Bush, Washington'da düzenlenen "Başlıca Ekonomiler Konferansı"nda, dünyanın en büyük ekonomisine sahip 16 ülke ile Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ni ağırlayarak, iklim değişikliği konusunda dünya çapında bir anlaşma sağlanması konusunda çaba gösterdi.

ABD, iklim değişikliğiyle ilgili uzun süreli ilerleme kaydedilmesi yolunda önemli yatırımlar yapmaktadır. 2001 yılından bu yana ABD Hükümeti daha temiz enerji kaynaklarının yanısıra elektrik için yenilenebilir yakıt ve kaynak geliştirmek ve daha fazla enerji verimliliği için yaklaşık 18 milyon dolar yatırım yapmıştır. Başkan Bush 2002 yılında ABD ekonomisinin sera gazları yoğunluğunu (her ekonomik etkinlik birimi başına ne kadar salınım yaptığımız) 2012 yılında yüzde 18 azaltmak amacıyla iddialı bir hedef koydu -- son raporlar hedeften sapmadığımızı hatta muhtemelen aşacağımızı gösteriyor. Başkan Bush, 2017’ye kadar 10 yıl içinde ABD’de benzin tüketimini yüzde 20 azaltma hedefini gösterdiği "10’da 20 Girişimi" ile alternatif enerji arayışına olan bağlılığını ortaya koymuştur. Kasım ayında İstanbul’da toplanacak olan Temiz Enerji Teknolojileri Konferansı’nın düzenleyicilerinden birisi olan ABD Enerji Bakanlığı, Amerika’daki en yeni kömür, su, rüzgar, güneş ve başka enerji teknolojilerini anlatmak için önemli bazı Amerikalı uzmanları Türkiye’ye getirecektir.

ABD, uluslararası bazda kamu-özel sektör ortaklıkları tesis edilmesine de önderlik etmektedir. Geçen ay, Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) ile ortak çalışarak geniş anlamda Karadeniz bölgesinde çevre koruma ile ekonomik büyüme ve kalkınma arasındaki bağı incelemek amacıyla 12 KEİ üyesi ülkeden hükümet yetkilileriyle özel ve gayrı resmi sektör temsilcilerini Türkiye’de bir araya getirdik.

 
*Soru: Türkiye'nin İran'la yaptığı anlaşma hakkında ABD neden yorum yapıyor  Bizler sizin Kanada ve Meksika'yla yaptığınız anlaşmalara hiç karıştık mı? Bu konu neden sizleri ilgilendiriyor? (Temmuz 2007)
 *Cevap:
  Büyükelçi:  Türkiye'nin İran'la yapmış olduğu muhtemel doğalgaz işbirliğine ilişkin ön anlaşmayla iki nedenden dolayı ilgiliyiz

Birincisi, söz konusu ön mutabakat belgesi, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nin on yıldan beri üzerinde çalışmakta olduğu Hazar Havzası doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi ve boru hatlarıyla bu kaynakların Türkiye ve uluslararası pazarlara taşınması çalışmalarını ciddi biçimde sekteye uğratabilir. Türkiye, Hazar Havzası doğalgaz boru hattı gibi projelere destek vermeyi sürdürerek, gerek kendi enerji ihtiyacı gerekse diğer Avrupa ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında bölgesel liderlik üstlenmiş olacak ve Türkiye’nin doğalgaz alanında anahtar konumundaki bir geçiş ülkesi olmasıyla komşuları ile olan ekonomik ilişkileri de güçlenerek gelişecektir. İran’dan Türkiye’ye ithal edilen doğalgazdaki büyük artış, Azerbaycan, Kazakistan ve batı Türkmenistan’dan Türkiye’ye gelebilecek doğalgaz kaynakları konusundaki gelişmeleri engelleyebilir.

İkinci olarak, böyle bir anlaşma İran konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerle, aralarında Türkiye’nin de olduğu daha pek çok ülkenin yürüttüğü çabaları baltalayabilir. Bu çabalar İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasından doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile tamamen şeffaf bir çalışma içine girmesi ve halen bariz olan nükleer silahlar geliştirme programından vazgeçmesidir. Her ne kadar Birleşmiş Milletler yaptırımları İran’daki enerji yatırım ve ticaretini doğrudan kapsamasa bile, 2004 yılından bu yana ne ülkelerin ne de özel şirketlerin İran’la yeni bir petrol ve doğalgaz yatırımı gerçekleştirmediği de bir gerçektir. Bu tutum İran nükleer krizine ilişkin yaygın endişeden ve kendisini uluslararası toplumdan soyutlamakta olan bir enerji sağlayıcıya bağlanma konusundaki ihtiyatlı davranmaktan kaynaklanmaktadır.

Kuşkusuz Türkiye’nin enerji geleceğine ilişkin kararları verecek olanlar Türk yetkililerdir. Biz Türkiye’nin konuyla ilgili olarak bu ve benzeri noktaları da gözönünde bulunduracağından eminiz.

 
* Soru: Sayın Büyükelçi, 4 Temmuz Resepsiyonuna devletimizin en üst düzeyindeki kişilerin katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun ABD’nin uyguladığı politikalara bir tepki olduğunu düşünüyor musunuz? (Temmuz 2007)
* Cevap:

 Büyükelçi: Bizim yıllık Bağımsızlık Günü resepsiyonları Amerikan demokrasisinin doğuşunun yanısıra çeşitlikli ve karmaşık tarihimizi ve kültürümüzü kutlamamız için bir fırsattır. Bu resepsiyonlar aynı zamanda her meslekten Türklere, derinden takdir ettiğimiz dostlukları ve destekleri için teşekkür etme fırsatımız ve Türkiye’yle ikili ilişkimize bağlılığımızı yeniden ifade etme zamanıdır. Bu yıl Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da gerçekleştirilen kutlamalarda üniversite, siyaset, askeriye, diplomasi, iş, bilim, gazetecilik ve başka birçok sahadan 3000’den fazla arkadaşımızı ve meslektaşımızı misafir etmekten mutluluk duyduk. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Türk toplumunun çeşitli kesimlerinden eski ve şimdiki liderler, kutlamalarda yer aldı. Katılımları bizleri onurlandırmıştır.

 
 * Soru: Televizyonda PKK’lı teröristlerin ABD’nin Kandil Dağı’ndaki kamplarda bulunan PKK üyelerine silah sağladığını söylediklerini gördüm. Yanıtınız nedir? (Temmuz 2007)
 *Cevap:
 Büyükelçi:  Amerika Birleşik Devletleri PKK’ya silah sağlamamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin politikası PKK ile hiçbir temas kurmamaktır. Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’den sonra PKK’yı terörist örgüt ilan eden ilk ülkedir. ABD, PKK’yı bu şekilde sınıflandırmaya devam etmektedir ve bundan ötürü PKK ile ya da liderleriyle müzakere etmesi, örgüte ya da örgüt personeline silah sağlaması asla sözkonusu olamaz; PKK ile hiçbir şekilde müzakere etmedik ve etmeyeceğiz. Amerika Birleşik Devletleri PKK ile, PKK terörüyle ve çıkarlarımızı tehdit eden diğer terörist gruplarla mücadelede Türkiye’yi kuvvetle desteklemekte ve Türkiye ile işbirliği yapmaktadır. Uzun vadede Irak’ın Türkiye’nin dostu olduğunu ve Türkiye’ye yönelik terörist ya da başka türlü saldırılar için bir üs olarak kullanılamayacağını garanti edecek olan Irak’ın birliği, güvenliği ve istikrarı adına da Türk yetkilileriyle birlikte çalışmaktayız.

 
 * Soru: Üniversite mezunu 26 yaşında bir gencim. Amerikan ordusuna katılmayı istiyorum. Böyle bir şey mümkün mü? (Haziran 2007)
  *Cevap:
  Büyükelçi: ABD dışındaki ülkelerin vatandaşlarının Amerikan ordusunun herhangi bir birimine katılabilmesi için ABD'de yasal olarak ikamet etmeleri ve Yeşil Kart olarak bilinen Yurttaşlık ve Göçmen Hizmetleri Yabancı Kayıt Kartına sahip olmaları şarttır. Başvuru sahipleri 17-34 yaşları arasında olmalı; kaydolmak için gerekli fiziksel, moral ve zihinsel şartlara uymalı ve İngilizceyi akıcı şekilde okuyup yazabilmelidir.
 
 * Soru: Ben İzmir’de yaşayan bir ABD vatandaşıyım. Bayan Rice’ın Erdoğan ve Gül’ü neden desteklediğini bana anlatabilir misiniz? Buradaki Türkler ABD’nin böyle insanları neden desteklediğini anlamıyor. (Haziran 2007)
 *Cevap:

 Büyükelçi: Bakan Rice Türkiye’ye, Türkiye’nin demokratik, laik kurumlarına ve Türk-Amerikan ilişkilerine verdiği güçlü desteği ifade etmektedir. Daha önceki Türk hükümetleriyle olduğu ve bundan sonrakilerle de olacağı gibi, Türkiye’nin mevcut hükümetiyle son dörtbuçuk yılda beraberce elde edilen olumlu çalışmalardan sözetmektedir. Ayrıca, bundan önceki ve sonraki Türk hükümetlerinin benzeri üretken işbirliğini takdir ettiğimiz gibi, bu hükümetin bizi ilgilendiren konularda gerçekleştirdiği faaliyetleri takdir etmektedir. Gerek Bakan Rice gerekse ben, bu ülkeye ve ülkenin kurumlarına ve geleceğine güven duymaktayız.

Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’nin siyasi partileri arasındaki parti siyaseti tartışmalarında taraf tutmamaktadır. Bizim tek adayımız, güçlü, refah içinde, demokratik ve laik bir cumhuriyet olarak bu ülkenin geleceğinin anahtarını elinde tutan seçim sandığıdır. Amerika Birleşik Devletleri ya da herhangi bir dış varlığın, Türk halkının seçimlerde kendi adına yapmaları gereken siyasetle ilgili seçimlere karışması uygunsuz olur.

 

 *Soru: Türkiye’deki Amerikan karşıtlığını neye atfediyorsunuz? Yakın zamanda Atatürk’ün Türk-Amerikan ilişkileriyle ilgili bir video klip izledim. Bu video klipte ifade edilen görüşlerle kıyaslandığında bugün eksik olan nedir? (Mayıs 2007)

 *Cevap: 
 Büyükelçi: Amerika Birleşik Devletleri’ni temsil ettiğim kariyerim boyunca, o sırada görevde bulunan devlet başkanının yürüttüğü dış politikanın şu ya da bu yönlerinden hoşlanmayan insanlarla karşılaştım. Benim görüşüme göre, buradaki ya da başka bir yerdeki Amerikan karşıtlığından söz etmenin temel unsuru bizim politikalarımızın başarıya ulaşması içindir. Yaptığımız ya da yaptığımızı sandığımız şeyin ne olduğunu da açıklamaya çalışmamız gerek. Türk insanına karşı açık ve ulaşılabilir olmalıyız, örneğin web sitemiz üzerinden benim yapmaya çalıştığım gibi soruları yanıtlayarak. İnsanlarımızı bir araya getirmenin başka yollarını aramanın da önemli olduğunu düşünüyorum. Hayat sadece politikadan ibaret değildir. Hayat sadece dış ilişkilerden ibaret de değildir. Ülkelerimiz arasında daha da geliştirmemiz gereken güçlü iş bağlantıları var. Akademisyenlerimiz, üniversitelerimiz arasında güçlü bağlar var. Amerika Birleşik Devletleri’nde okuyan Türk öğrenci sayısı diğer bütün Avrupa ülkelerininkinden fazladır. Klipte Atatürk tarafından ifade edilen sözler bugün hala doğrudur: demokrasiye verdiğimiz büyük değer, Türk ve Amerikan halklarını birbirine bağlayan bağdır ve bu bize yola devam etmek için güçlü bir temel sağlamaktadır.

 
*Soru: Benim İstanbul’da el yapımı bebek patikleri imal eden bir şirketim var. Ürünlerimi ABD'ye ihraç etmek istiyorum. Ne yapmalıyım? (Mayıs 2007)
 *Cevap:
 Büyükelçi: Yüksek kaliteli ayakkabı üretmenizi ve ihracata karşı ilginizi kutlarım. Bazı Türk şirketleri ABD pazarlarında başarıyı yakaladı ama ben Amerika’nın Türkiye’den gelen mallar konusunda daha zengin bir görüntü arzetmesini istiyorum. Türk Dış Ticaret Müsteşarlığı bu konuda size yardımcı olabilir. Buna ilave olarak Türkiye’deki ABD misyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Amerikan Ticaret Odası’yla beraber çalışarak buradaki dinamik küçük ve orta büyüklükteki şirketlerin ABD ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Çabalarımızın bir neticesi, Türkçe olarak basılan Türk İhracatçıları İçin ABD Pazarına Girme Rehberi el kitabıdır. Bu el kitabı büyük ve potansiyel olarak çok karlı olan ABD pazarına girmek isteyen her şirket için çok faydalı bir başlangıçtır.
 
*Soru: ABD ve Türkiye bölgedeki stratejik çıkarları için birlikte hareket edebilir mi? Bu tür bir ortaklığın bölgeyi ve dünyayı nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? (Nisan 2007)
 *Cevap:

 Büyükelçi:  Türkiye ile ABD bölgedeki ve dünyadaki stratejik çıkarları için zaten birlikte hareket etmektedir. İki ülke, 50 yıldan uzun bir süredir NATO müttefiki ve stratejik ortaktır. Dünyaya aynı şekilde bakıyoruz ve aynı şeyleri istiyoruz -- özellikle bu bölgede -- ve hedeflerimize ulaşmak için yakın işbirliği içindeyiz.

Geçen seneyi ele alırsak, geniş kapsamlı ortak ilgi konuları hakkında üst düzey yetkililer arasında birebir çalışma toplantıları gerçekleştirdik. Bugün Irak, İran, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya, Kıbrıs, Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılma çabaları, enerji geliştirme ve çeşitlendirme, uluslararası terörizme karşı savaş ve daha pek çok konuda ortak çalışmaktayız. Geçen Temmuz ayında Dışişleri Bakanları Gül ve Rice'ın Washington’da açıkladığı “Ortak Görüş ve Planlanmış Diyalog"un da kanıtladığı üzere, gelecekteki ilişkimizi genişletip tarif etmek konusunda ilerleme kaydediyoruz.

Ben Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletlerinin ortaklığı sürdüreceğine inanıyorum çünkü aynı şeyleri istiyoruz -- barış, refah, demokrasi ve özgürlük.

 
*Soru: Dünyada insan hakları konusunda pek çok çifte standart gözlemlenmektedir. Güçlü bir devlet olan ABD'nin bu konularla ilişkisi bulunmamaktadır. Amerika yalnızca kendi ekonomik çıkarlarını düşünmektedir. Bu siyasi yaklaşım, uzun dönemde Amerika'ya avantaj sağlamayacaktır. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? (Nisan 2007)
 *Cevap:
 Büyükelçi: Amerika Birleşik Devletleri, 200 sene önce devrimle kuruluşundan bu yana özgürlük ve demokrasi değerleri konusunda yol gösterici olmuştur. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde(İngilizce) görülebileceği üzere uzun zamandan beri Amerikan dış politikasının ana prensiplerinden biri insan haklarını ilerletmek olmuştur. İnsan haklarına saygı, kanun hakimiyeti ve demokratik kuruluşlar barış temin etmeye yardım eder, saldırganlığı bertaraf eder, herkesin hayat kalitesini arttırır, hoşgörüyü teşvik eder, suç ve yozlaşma ile mücadele eder ve insani krizleri engeller.

Dünya genelinde insan haklarını desteklemek çabalarımızın bir parçası olarak her yıl, son örneği 6 Mart’daki 2006 İnsan Hakları Raporu  olan, raporlar yayınlarız.

Dışişleri Bakanı Rice'ın geçenlerde söylediği gibi bu raporları kusursuz olduğumuzu düşündüğümüz için değil, aksine bütün insanlar ve yaptıkları işler gibi kendimizi fazlasıyla eksik bulduğumuz için yayınlıyoruz. Bizim demokratik yönetim sistemimiz hesap verme esasına dayanır ama yanılmaz değildir. Bize her şeye rağmen kalıcı idealler rehberlik etmektedir: Bütün halkların ve bütün hükümetlerin uğrunda çabalaması gereken insanların elinden alınamaz hakları ve demokrasi prensipleri. Buna ABD de dahildir.

 
*Soru: Annemin göçmen vizesi alması için bir dilekçe verdim fakat bunu Ankara’dan yapmanın artık mümkün olmadığını öğrendim. Durum nedir? (Mart 2007)
 *Cevap:

 Büyükelçi:  Bir süre önce Kongre’den geçen bir yasa, yurt dışında yaşayan Amerikan vatandaşlarının eş, ebeveyn ya da küçük çocukları gibi birinci derece yakınlarına göçmen vizesi almaları için sponsor olmak istemeleri durumunda takip etmeleri gereken prosedürlerde değişikliklere yol açmıştır.

Yayın tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, birinci derece yakınlar için verilen dilekçeler (I-130’lar) dilekçeyi verenin ikamet ettiği yerden sorumlu ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) ofisine sunulmalıdır. Bu yer, dilekçeyi veren Amerikan vatandaşının ikametgâhıdır. Örneğin, New York’ta yaşayan bir Amerikan vatandaşı, yurt dışındaki yakınları için bir I–130 dilekçesini artık New York’ta doldurmak zorundadır. Şu anda Türkiye’de yaşayan Amerikan vatandaşları, I–130 dilekçesini, vergi işlemlerinde kullanılan ABD adresleri gibi kendi yasal ikametlerinin bulunduğu eyaletteki USCIS ofisine teslim etmek durumundadır.

Büyükelçiliklerimiz ve başkonsolosluklarımız her ne kadar artık I-130’ları almaya yetkili olmasa da, dilekçe vermek isteyen Amerikan vatandaşlarına ve onların aile üyelerine bu konuda rehberlik hizmeti sağlamaya devam edeceğiz. Ancak, ABD yasasındaki bu değişiklikten dolayı yurt dışındaki görev yerlerimizden artık göçmen vizesi dilekçelerini kabul edemeyeceğimiz için üzgünüz.

Bu değişiklik bazı başvuru sahipleri için işlemlerin gecikmesiyle sonuçlanabilir. Dışişleri Bakanlığı bunun bazı sıkıntılara sebep olabileceğinin farkındadır ve bundan dolayı üzgündür.

USCIS’in iletişim bilgileri www.uscis.gov adresli web sayfalarında bulunabilir. USCIS’e 1-800-375-5283 numaralı Ulusal Müşteri Hizmetleri Merkezinden (NCSC) ulaşılabilir.

 
*Soru: Sayın Büyükelçi, Amerikan vatandaşlarının Türkiye’de hangi tatil yerlerini ziyaret etmelerini önerirsiniz? Siz Türkiye’de en çok nereyi seviyorsunuz? (Şubat 2007)
*Cevap:
Büyükelçi: Amerikalıları bu güzel ve ilginç ülkeye gelmeye davet ediyorum. Bir yeri bir başka yere göre daha çok tavsiye etmek zor. Kendim de henüz keşfetme aşamasında olduğum için bir şehre ya da bölgeye kıyasla diğerini seçmem imkânsız. Ama gittiğim her yerde büyük bir misafirperverlik ve dostlukla karşılaştım; güzelliği, tarihi ve macerayı ise söylemeye bile gerek yok.
 
*Soru:  Amerikan yerlilerinin sosyal ve kültürel hakları, Mormonların etkisi gibi Amerikan Kültürünün değişik yönleri hakkında nasıl bilgi edinebilirim? (Ocak 2007)
 
*Cevap:

Büyükelçi: ABD Büyükelçiliği Bilgi ve Belge Merkezi (IRC), Amerikan kültürü, ekonomik, sosyal ve siyasi hayatı hakkında bilgi sağlama konusunda uzman olan bölümdür. Bu merkezde Amerikan tarihinden azınlık haklarına, federal mahkeme sisteminden Amerikan gençliğine kadar pek çok farklı konuda hazırlanmış dosyalar mevcuttur. Sorunuzda belirttiğiniz gibi belirli konularda bilgi edinmek üzere başvurabilirsiniz.

Özel olarak hazırlanmış raporların yanı sıra, IRC bölümümüz güncelleştirilmiş başvuru kolleksiyonu, hükümetle ilgili en son bilgiler, düşünce kuruluşlarının raporları, süreli yayınlar bölümüne ve geniş bir internet veri koleksiyonuna sahiptir. IRC, aynı zamanda, uluslararası ilişkiler, Amerikan tarihi ve toplumu, Amerikan edebiyatı eleştirileri ve biyografileri, iletişim, Amerikan politikası ve hükümetine ilişkin konularda, araştırmacıların kullanımına açık olan özel bir koleksiyona da sahiptir. Elektronik kaynaklarımız arasında, en son hükümet ve yasama bilgilerine ulaşabilen internet veri merkezi, farklı konularda referans verileri ve çok sayıda CD-ROM da mevcuttur.

Sivil Toplum Kuruluşları üyeleri, öğretmenler, parlamenterler, basın mensupları ve öğrenciler bu kaynaktan yararlanmaktadır ve sizi de ne zaman bilgiye ihtiyacınız olursa IRC ile temasa geçmeye davet ederiz. Ankara veya İstanbul'da ikamet ediyorsanız, bizzat gelmek üzere randevu alabilirsiniz, ancak bilgi isteklerine telefon ve e-posta kanalıyla da yanıt verilmektedir. Ankara IRC hakkında daha fazla bilgi için: http://turkey.usembassy.gov/irc.html ve İstanbul IRC için: http://istanbul.usconsulate.gov/general_information2.html adreslerini ziyaret ediniz.

Ayrıca Amerikan kültürü, Amerika'da eğitim ve ABD ile ilgili hemen her konuda İngilizce bilgiler bulabileceğiniz http://usinfo.state.gov adresini ziyaret etmenizi de öneririm.

 

*Soru:  Sayın Büyükelçi, Türk yemeklerini nasıl buluyorsunuz? En sevdiğiniz yemekler hangileri? (Ekim 2006)

 
*Cevap:
Büyükelçi: Türk yemekleri harika. Ailem ve ben özelikle Adana kebap, lahmacun, pide, dolma ve diğer mezeleri seviyoruz. Eşim ve ben ayrıca buradaki, özellikle de İstanbul ve kıyılardaki balık çeşitliliğinden de keyif alıyoruz. Diyarbakır’daki bir lokantada hindi ile yapılan özel bir yemeği çok beğendim. Mardin ve Şanlıurfa’daki biberler de harikaydı. Tek üzüntüm, patlıcan sevmiyor olmam. Neyse ki eşim genellikle benim payıma düşeni de yemeye gönüllü olur!
 

*Soru: Sayın Büyükelçi, bu ay başlarında Washington'dan Türkiyenin iç politikası ile ilgili yorum da bulundunuz. Neden? (Ekim 2006)

*Cevap:

Büyükelçi: Farklı kişilerden 'Büyükelçiye Sorun' servisine gelen sorularda, Cumhurbaşkanı Sezer ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın konuşmaları ile ilgili yaptığım iddia edilen yorumlar merak edildi. Ben bu soruları yanıtlamaktan ve böylece kayıtları düzeltme imkanı bulmaktan mutluluk duyarım.

3 Ekim'de Washington'da Türk gazetecilere söylediklerimi konu edinen haberler hatalıdır. Sonradan Türk basınında yayınlanan haber ve yorumlar sözlerimle ilgili gerekli düzeltmeyi kısmen yapmış olsa da, ne yazık ki pek çok kimsenin zihninde ilk izlenim yer etti.

O zaman olduğu gibi, şimdi de vermeye çalıştığım mesajın özü yalnızca saygı ve destekten ibaretti.

Bu büyük ülkede Amerikan Büyükelçisi olarak görev yapmak benim için bir onurdur ve yapmaya çalıştığım şey, ülkenizin dayandığı temeller olan demokratik yönetişime mümkün olan her desteği sağlamaktır. Ülke içinde cereyan eden tartışmalarla ilgili olarak bir tarafın yanında yer almak gibi bir tavır içinde olmadım, olmayacağım da.

Benim temel hedefim Türkiye ve Amerika'nın ulusal çıkarlarını geliştirmeye yönelik olarak ülkelerimiz arasındaki ortaklığı ilerilere taşımaktır.

Size ilişikte yaptığım konuşmanın Türkçe ve İngilizce metinlerini sunuyorum ki ilgilenenler okuyup kendi değerlendirmelerini yapabilsinler. Gazetecilerin sözkonu sorularına cevap verirken, üç ana hususu vurgulamayı amaçlamıştım:

  • Cumhurbaşkanı Sezer ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın söylediklerini okumadığımı, dolayısıyla o konularda yorum yapamayacağımı;
  • Bir demokrasiye yakışır şekilde, genellikle bu ülkede çeşitli konular hakkında canlı tartışmaların devam ettiğini;
  • Amerika Birleşik Devletlerinin ülkelerimiz arasında mevcut olan ilişkinin temel değerlerinin ifadesi şeklinde güçlü, istikrarlı, güvenli ve laik bir demokrasi olan Türkiye’ye büyük güven duyduğunu.

Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletlerinin müttefiki, ortağı ve dostudur. Benim buradaki görevim bu ilişkiyi daha ileriye taşımak ve işbirliğimizin tam merkezinde yer alan saygı ve takdiri ifade etmektir.

En iyi dileklerimle,

Ross Wilson

---------------------

Ekler:

 

*Soru: ABD yetkilileri tarafından Roma’da kullanılan harita hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu harita Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde de yayımlanmıştı. Ülkenin güneydoğu bölgesini Türkiye’den ayrılmış gösteren haritada, Türkiye’nin egemenliği ihlal edilmiştir. (Eylül 2006)

 
*Cevap:

Büyükelçi: Bahsettiğiniz harita hiçbir şekilde ABD politikasını yansıtmamaktadır. Silahlı Kuvvetler Dergisi’ndeki harita -- bu dergi hükümet veya askeri, resmi bir yayın organı değildir -- emekli Albay Ralph Peters’ın bir makalesinde kullanılmıştır. Peters, sivil bir yurttaş olarak düşündüklerini yazmış ve dile getirmiştir. Harita Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti politikasını yansıtmamaktadır ve aslında, -- Türk dostlarımız ve müttefiklerimizle birlikte -- ülke içerisinde istikrarlı ve komşularıyla barış içinde yaşayan birleşik ve demokratik bir Irak oluşturmak hedefimize aykırıdır.

Türkiye 50 yıldır ABD’nin müttefikidir ve Türkiye’nin savunması anlaşmalarla ABD tarafından taahhüt edilmiştir. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygımızı sürdürüyoruz.

Roma’da geçen sözünü ettiğiniz olay, NATO Savunma Kolejinde yapılan bir konuşmanın bir parçasıydı. Bu tipteki diğer savaş okulları gibi NATO Savunma Koleji de öğrencilerin ve öğretmenlerin fikirlerini açıkça tartışmakta serbest olduğu bir akademik özgürlük ortamıdır. Böyle açık tartışmalar ordularımızın eleştirel düşünme ve daha etkin stratejiler üretme yeteneğini güçlendirir.

ABD askeri okullarında, hükümet politikaları sıklıkla tartışılır ve güncel politika ile ilgili çeşitli fikirler sınıflarda konu olur. Açık tartışma, demokratik toplumların ayrılmaz bir parçasıdır.

Son olarak, bahsettiğiniz haritanın ABD politikasına ters olduğunu tekrar vurgulamak isterim.

 
*Soru: Büyükelçi Wilson, Ortadoğu’da kritik günlerin yaşandığı bir anda ABD bölgedeki ölümleri durdurmak için ne yapıyor? Ayrıca, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum. (Eylül 2006)
 
 *Cevap:
Büyükelçi: ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin 14 Ağustos’ta gerçekleşen saldırıların durdurulmasına yönelik 1701 sayılı kararının alınması için çok çalışmıştır. Bu karar, kalıcı barışı sağlama almak için gerekli siyasi ilkeleri ortaya koyar: Lübnan’da yabancı güçlere, silahlara ve ülke genelinde tam ve egemen bir otoriteye sahip olması gereken bağımsız Lübnan hükümetinden başka otoriteye yer yoktur. Şimdi işin zor ve acil kısmı olan uygulamaya geçilmiştir. Lübnan Silahlı Kuvvetleri, genişletilmiş bir UNIFIL istikrar gücünün yardımıyla Lübnan halkını korumak, Lübnan’ın egemenliğini sağlama almak ve silahlı çetelerle teröristlerin bölgesel barış ve istikrarı bozmasına engel olmak için ülkenin güneyine konuşlanacaktır.

Türkiye bölgede önemli bir rol oynamıştır ve oynamaya devam edecektir -- Irak’ta, Afganistan’da, İran ile ilişkilerde ve şimdi de Ortadoğu ülkeleriyle yapılan görüşmelerde. Bu durumun somut bir göstergesi, Türk Hükümetinin şimdi de genişletilmiş UNIFIL misyonuna katılımı değerlendirmesidir. Elbette Türkiye de diğer ülkeler gibi bu güce katılımı ve uluslararası barış hedefli diğer girişimleri, kendi ulusal çıkarları temelinde kararlaştıracaktır.

 
 
* Soru: Amerika Birleşik Devletleri İsrail'in değil ama İran'ın nükleer silahlanmasına engel olmak istemektedir. Neden İsrail nükleer silah sahibi olabilir ama İran olamaz?  (Eylül 2006)
 
*Cevap:
Büyükelçi: Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim. Kısaca cevap vermek gerekirse, İran, Nükleer Silahların Sınırlandırılması Antlaşmasını (NPT) nükleer silahsız ülke olarak imzaladı. Bunu imzalayarak İran bazı sorumluluklar ve bazı kazançlar edinmiştir ki böylelikle nükleer silahlara sahip olmayacağını ve Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu yönetim çalışmalarına uyacağını taahhüt etmiştir. Bu kurallar bütün devletleri - özellikle nükleer silahı olmayan ülkeleri - nükleer silahlarla ilgili sorumluluklarına bağlı kalmalarını garanti altına almak için hazırlanmıştır.

Şimdiki İran hükümetinin İsraili yok edip haritadan silmek için çağrıda bulunduğunu da not etmek isterim. Bu, Birleşmiş Milletler'in başka bir üyesini yoketmek taahhüdü, II. Dünya savaşından beri uluslar arası alanda hiç görülmemiştir. Diğer başka konularla birlikte bu da, Uluslararası toplumun, İran'ın yıllardır gizlice yürüttüğü ve Atom Enerjisi Kurumu ile birlikte bütün dünyadan saklamaya çalıştığı nükleer programını, özel bir dikkatle takip etmesini gerektirmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri, Nükleer Silahların Sınırlandırılması Antlaşması'nı imzalamamış İsrail'in de aralarında bulunduğu bütün ülkeleri nükleer silahsız devletler olmak için bu antlaşmayı imzalamaya davet etti. Ayrıca, Kitle İmha Silahları olmayan bir Orta Doğu vizyonuna destek verdik.

 
* Soru: Büyükelçi Wilson, Ortadoğu’da kritik günlerin yaşandığı bir anda ABD bölgedeki ölümleri durdurmak için ne yapıyor?  Ayrıca, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum.  (Ağustos 2006)
 
 *Cevap:

Büyükelçi: ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin 14 Ağustos’ta gerçekleşen saldırıların durdurulmasına yönelik 1701 sayılı kararının alınması için çok çalışmıştır.  Bu karar, kalıcı barışı sağlama almak için gerekli siyasi ilkeleri ortaya koyar: Lübnan’da yabancı güçlere, silahlara ve ülke genelinde tam ve egemen bir otoriteye sahip olması gereken bağımsız Lübnan hükümetinden başka otoriteye yer yoktur.  Şimdi işin zor ve acil kısmı olan uygulamaya geçilmiştir.  Lübnan Silahlı Kuvvetleri, genişletilmiş bir UNIFIL istikrar gücünün yardımıyla Lübnan halkını korumak, Lübnan’ın egemenliğini sağlama almak ve silahlı çetelerle teröristlerin bölgesel barış ve istikrarı bozmasına engel olmak için ülkenin güneyine konuşlanacaktır. 

Türkiye bölgede önemli bir rol oynamıştır ve oynamaya devam edecektir -- Irak’ta, Afganistan’da, İran ile ilişkilerde ve şimdi de Ortadoğu ülkeleriyle yapılan görüşmelerde.  Bu durumun somut bir göstergesi, Türk Hükümetinin şimdi de genişletilmiş UNIFIL misyonuna katılımı değerlendirmesidir.  Elbette Türkiye de diğer ülkeler gibi bu güce katılımı ve uluslararası barış hedefli diğer girişimleri, kendi ulusal çıkarları temelinde kararlaştıracaktır. 

 
* Soru: Sayın Büyükelçi, Amerika’nın Türkiye’ye yaptığı ihracata ilişkin ürün detayları bilmek istiyorum. Satın aldığımız hangi üründe artış var ve bu süreklilik arzediyor mu? Türkiye ile ABD arasındaki iş hacmini arttırma konusunda yeni politikanız nedir? Görevde bulunduğunuz sürede şimdiye dek ne değişti ve bundan sonra ne değişecek? (Temmuz 2006)
 
 *Cevap:
Büyükelçi: Türkiye’de göreve başlamamdan bu yana, ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi öncelikli konularımdan birisi oldu. Amerika’nın Türkiye’ye ihracatına gelince, benim bu konuda ağırlıklı olarak üzerinde durduğum nokta Türkiye’de mevcut olan satış fırsatları, satın alma ve yatırım olanakları konusunda Amerikan firmalarını bilgilendirmektir. Türkiye’de yatırım yapan Amerikan şirketlerinin başarılı olması ve eşit muamele gördüklerini hissetmelerini temin için Türk yetkililerle beraber çalışmayı da arzu ederim. İş dünyasında yatırımcılar genelde başarılı olan diğer yatırımcıları takip etme eğilimindedir.

Aşağıdaki web bağlantısı ile ABD’nin Türkiye’ye ihracatında 2001-2005 yıllarına ait rakamları bulabilirsiniz. Sizin de göreceğiniz gibi ihraç ürünleri arasında pamuk, soya fasulyesi ve sivil havacılık uçakları ağırlıktadır. Listede yeralan ihraç mallarının artış eğiliminin sürekli olup olmadığını söylemek biraz zor, çünkü bu konu aslında Türk tüketicilerinin tercihlerine bağlıdır.

Ayrica ziyaret ediniz: Major US exports to Turkey 2001-2005

 
* Soru: Türkiye’nin Avrupa sürecinin tehlikede olduğunu düşünüyor musunuz? AB üyeliği için gereken reformların önü tıkanmış gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz? Eğer öyleyse, bu tıkanıklıktan kurtulmanın yolu sizce nedir? (Haziran 2006)
  
*Cevap:
Büyükelçi: Türkiye, AB üyeliği yolunda etkileyici bir ilerleme kaydetmiştir. Üyeliğe giden yol her ülke için uzun, hatta bazen de zor bir süreç olmuştur. Türk liderlerini, AB’ye giriş sürecini destekleyen ve kendileri tarafından da savunulan ekonomik ve politik reform gündemi üzerinde ısrarcı olmaları konusunda teşvik ettik. Ben de bizzat teşvik ettim. Bu Türkiye’nin geleceğinin son derece önemli bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de çıkarınadır. ABD Avrupa Birliği içinde yer almamaktadır. Bu nedenle müzakerelerde doğrudan bulunmayacağız. Ancak Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin AB konusundaki girişimine yıllardır büyük destek vermektedir. Bu konunun doğru bir istikamette gelişmesine yardımcı olmaya çalıştık, çalışmaya da devam edeceğiz.
 
*Soru: Ben Türkiye’de üniversite öğrencisiyim ve ABD’de okumayı çok istiyorum.  ABD’de okuyabilmek için gerekli bütün evraklarım ve yeterli param var.  Ama vize için başvurmaya çekiniyorum çünkü insanlar özellikle adınız Ahmet, Mehmet ya da Ayşe ise vize almanın imkânsız olduğunu söylüyorlar.  Gerçekten o kadar zor mu? (Mayıs 2006)
 
*Cevap:
Büyükelçi Wilson:  Bu soruyu sorduğunuz ve bana bu önemli konudan bahsetme fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederim. 

ABD Türk öğrencilerin gelmesinden mutluluk duyar.  Aslında ABD’deki üniversitelerde kayıtlı bulunan 12,000 Türk öğrenci var.  Bu sayı bütün Avrupa ülkeleri arasında en yüksek, dünya çapında da 8. en yüksek sayıdır ve ABD’de okuyan Türk vatandaşlarının sayısı geçen yıl %9 artmıştır. 

Bu rakamlar, sadece kendi mesleki ve kişisel eğitimleri için değil, aynı zamanda Türk öğrenciler ABD’de dahil oldukları toplulukları zenginleştirdiği ve Türklerle Amerikalılar arasındaki uluslararası anlayışı güçlendirdiği için, bizim Türk öğrencilerin okumak üzere ABD’ye gelmelerini teşvik ettiğimizi gösteriyor. 

Dolayısıyla eğer gerekli özelliklere sahipseniz, ABD’de okumak için başvurmaya çekinmeyin.  Bir eğitim kurumu tarafından kabul edildikten sonra, vize başvurusuyla ilgili ayrıntılar için Web sitemizin Konsolosluk bölümünü ziyaret edin.

 
*Soru: Neden Karadeniz de konuşlanmak istiyorsunuz?  Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bunu çok merak ediyorum. (Mayıs, 2006)
 
*Cevap:

Büyükelçi Wilson: Sorunuz için teşekkür ederim. 

Türkiye ve ABD bölgede ortak çıkarları paylaşmaktadır. Her iki ülke de Karadeniz'in teröristler tarafından ve silah, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı için kullanılmasını engellemeyi ve bölgede ticaretin ve ekonomik entegrasyonun gelişmesini istemektedir.  Türkiye'nin Karadeniz'de, özellikle hepsi ABD tarafından desteklenen Karadeniz Donanma İşbirliği Görev Grubu (Blackseafor), Karadeniz Uyum Operasyonu ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği forumu konularında gösterdiği liderliği takdir ediyoruz. 

ABD Karadeniz bölgesindeki bütün ülkelerle eskiye dayanan iyi ilişkilerini, Montrö Anlaşmasına uygun olarak yapılan ABD Donanma gemileri ziyaretleri dahil, devam ettirecektir.  Amerika Birleşik Devletleri'nin Karadeniz'de deniz üsleri veya üs edinme çabası yoktur. 

 
-Geri Dön-

Başa dön ^

Sayfa Araçları:

Printer_icon.gif Yazıcıya Gönder



 

    Bu site Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Site dışına verilen bağlantıları ve bunların gizlilik haklarını kapsamaz.
    Bağlantı verilen diğer Internet sitelerinde belirtilen görüşlerin onaylandığı veya kabul edildiği şekilde yorumlanmamalıdır.


AMERİKAN BÜYÜKELÇİLİĞİ